Tarih: 21.01.2026 07:40

PROF.DR.YILDIRIMER "ZORBALIĞI YENİDEN ADLANDIRMAK YETMEZ"

Facebook Twitter Linked-in

Başarıya Tapan Eğitim Sisteminde, Zorbalığı Yeniden Adlandırmak Yetmez..

Son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı'nın "akran zorbalığı" yerine "akran nezaketi" kavramını öne çıkaran bir dil benimsemesi ve bu başlık altında kitap yayımlaması, sorunun özüyle değil; görünümüyle ilgilenildiğini düşündürüyor.

Oysa kavramlar değiştirildiğinde gerçeklik kendiliğinden dönüşmez. Çocukların yaşadığı baskı, kaygı ve dışlanma; bir kitabın kapağında kullanılan kelimelerle ortadan kalkmaz. Çünkü çocuklar kitapları değil; içinde bulundukları sistemi "okur".

Resmî olarak yasak olmasına rağmen birçok okulda haftada iki-üç kez uygulanan deneme sınavları, çocukları öğrenen bireyler olmaktan çıkarıp sürekli ölçülen, karşılaştırılan ve sıralanan performans nesnelerine dönüştürmektedir. Bu durum, yalnızca pedagojik bir tercih meselesi değil; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından açıkça yasaklanmış bir uygulamanın sahada neden karşılık bulmadığını gösteren yapısal bir soruna işaret etmektedir. 
Okul yöneticilerinin bu yasağı görmezden gelmesi; denetim mekanizmalarının işlevselliği, yönetsel sorumluluk alanlarının belirsizliği ve başarı kavramının öğrencinin gelişimsel bütünlüğü yerine nicel çıktılar üzerinden tanımlanmasıyla yakından ilişkilidir.

Sonuç olarak yasak, mevzuatta varlığını sürdürürken; çocuklar fiilen sınav merkezli bir eğitim anlayışının yükünü taşımaya devam etmektedir.

Bu düzende akademik hız yüceltilirken; duygusal ihtiyaçlar, ruhsal sınırlar ve çocuk olma hakkı sistematik biçimde görünmez kılınmaktadır. Nezaketi anlatan kitaplar basılırken, rekabeti körükleyen uygulamalar aynı hızla devam ediyorsa; burada gerçek bir çelişki vardır.

Pierre Bourdieu, eğitim sisteminin yalnızca bilgi aktaran tarafsız bir alan olmadığını; aksine eşitsizlikleri, hiyerarşileri ve sembolik şiddeti yeniden üreten bir yapı olduğunu söyler.

Sürekli sınanan ve sıralanan çocuk, zamanla "değerli" ve "değersiz" ayrımını içselleştirir.

Bu noktada akran zorbalığı, bireysel bir ahlak sorunu olmaktan çıkar; performans baskısıyla beslenen yapısal bir sonuca dönüşür. Nezaket çağrıları, bu yapısal zemine dokunmadıkça etkisiz kalır.

Hartmut Rosa, modern toplumun temel sorununu "sürekli hızlanma" olarak tanımlar.

Eğitim sistemi de bu hız rejiminin içindedir: Daha çok sınav, daha erken başarı, daha yüksek performans. Ancak Rosa'nın altını çizdiği gibi hız arttıkça, bireyin dünyayla kurduğu anlamlı bağ zayıflar.

Çocuk öğrenmeyle ilişki kuramaz; yalnızca yetişmesi gereken bir yarışın parçası hâline gelir. Empatinin ve nezaketin gelişmesi için gerekli olan duraklama, güven ve ilişki alanı bu sistemde kendine yer bulamaz.

Zygmunt Bauman ise rekabetin ahlaki sınırlarını yitirdiği toplumlarda bireylerin birbirini rakip, hatta tehdit olarak görmeye başladığını vurgular. Akışkan modern dünyada değerli olmak, başkasının önüne geçmekle eşdeğer hâle gelir. Bu anlayış okul iklimine taşındığında, çocuklar arası ilişkiler de insani bağlardan çok başarı kıyaslarına dayanır. 
Böyle bir ortamda zorbalığın sona ermesini beklemek, gerçekçi değildir.

Bu nedenle akran zorbalığını "çocuklara nezaket öğretelim" söylemiyle çözmeye çalışmak, sorunu bireyin davranışına indirgemektir.

Oysa sorun; çocuklara ne söylendiğinden çok, onlara nasıl bir ortam sunulduğuyla ilgilidir. Sürekli rekabetin normalleştirildiği, başarının insanî değerin önüne geçtiği bir eğitim düzeninde; en iyi niyetli kitaplar bile etkisiz kalır.

Bugün herkes neyin yanlış olduğunu biliyor. Ancak asıl sorun, bilginin vicdana ve eyleme dönüşmemesidir. Eğitim; yarışı hızlandırmakla değil, çocuğun ruhunu korumakla güçlenir. Çocuğu yalnızca akademik sonuçlarıyla değil; duygularıyla, sınırlarıyla ve kırılganlığıyla birlikte gören bir yaklaşım benimsenmedikçe, zorbalık yalnızca ad değiştirerek varlığını sürdürmeye devam edecektir.

Çünkü şiddetin dili değiştirildiğinde, kendisi değişmiş olmaz.
Ve çocuğun ruhunu merkeze almayan hiçbir düzen, zorbalığı ortadan kaldıramaz.

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —