Dr.Dilek BARAN


Çocukluk Deneyiminin Sessiz Mirası

...


Çocukluk Deneyiminin Sessiz Mirası
Çocukluk, bireysel bir gelişim evresi olmanın ötesinde, toplumsal yapıların ve kültürel örüntülerin birey üzerinden yeniden üretildiği temel bir alandır. Çocuğun dünyaya gelişi yalnızca biyolojik bir başlangıç değil; aynı zamanda belirli bir duygusal iklimin, ilişki biçimlerinin ve sessizlik rejiminin içine doğuşudur. Bu nedenle çocukluk deneyimi, bireysel hafızada kalan anılar toplamı değil; ilerleyen yıllarda kimlik oluşumunu, ilişki kurma biçimlerini ve toplumsal davranışları belirleyen sessiz bir miras olarak ele alınmalıdır.
Gelişim psikolojisi literatürü, yaşamın erken dönemlerinde bakım verenle kurulan ilişkinin, çocuğun dünyayı algılama biçimi üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Temel güven duygusunun inşası, yalnızca çocuğun kendilik algısını değil; başkalarına, kurumlara ve otoriteye yönelik tutumunu da şekillendirir. Güven duygusunun zayıf olduğu aile ortamlarında yetişen çocuklar, ilerleyen dönemlerde ya aşırı uyumlu ya da savunmacı ve saldırgan ilişki kalıpları geliştirebilmektedir. Bu durum bireysel bir kişilik özelliği olmaktan ziyade, erken dönem duygusal deneyimlerin yapısal bir sonucudur.
Çocuğun büyüme süreci ilerledikçe oyun, yalnızca bilişsel ve motor gelişimin bir aracı olmaktan çıkar; toplumsal ilişkilerin ve güç dinamiklerinin ilk kez deneyimlendiği bir alan hâline gelir. Paylaşma, sınır koyma, bekleme ve müzakere etme gibi beceriler bu dönemde öğrenilir. Bu becerilerin yeterince gelişmediği durumlarda çocuk, ilişkilerde gücü empatiyle değil; denetim ve baskı yoluyla kurmaya yönelebilir. Akran zorbalığı bu bağlamda, rastlantısal ya da anlık bir davranış olarak değil; erken çocuklukta içselleştirilen ilişki modellerinin sosyal alandaki yansıması olarak değerlendirilmelidir.


Okul çağı, çocuğun yalnızca akademik performansla değil; karşılaştırılma, değerlendirilme ve kabul görme pratikleriyle tanıştığı bir evredir. Bu süreçte akran ilişkileri, çocuğun benlik algısının önemli bir parçası hâline gelir. Akran zorbalığı çoğu zaman “sorunlu birey” anlatısıyla açıklansa da, bu yaklaşım yapısal bağlamı göz ardı eder. Zorbalık davranışı sergileyen çocuklar kadar, zorbalığa maruz kalan çocukların da çoğu zaman duygusal sınırlarını koruma ve ifade etme becerilerinin yeterince desteklenmediği görülmektedir. Bu durum, sorunun bireysel değil; ilişkisel ve bağlamsal bir niteliğe sahip olduğunu göstermektedir.
Ergenlik dönemi, çocuklukta biriken deneyimlerin yeniden anlamlandırıldığı kritik bir eşiktir. Kimlik arayışının yoğunlaştığı bu evrede birey, bir yandan bağımsızlaşma ihtiyacı hissederken diğer yandan güçlü bir aidiyet arzusuyla hareket eder. Akran zorbalığı bu noktada, grup içi kabulün koşulu hâline gelebilir. Dışlama, alay ve damgalama pratikleri, bireyin kendi konumunu güvence altına alma çabasının çarpık bir ifadesi olarak ortaya çıkar. Bu yönüyle zorbalık, yalnızca ahlaki bir sorun değil; modern toplumsallaşma süreçlerinin ürettiği bir gerilim alanıdır.
Yetişkinlerin bu süreçteki tutumu belirleyici bir rol oynar. Duyguların küçümsendiği, deneyimlerin geçersizleştirildiği ve sorunların bireysel zayıflık olarak ele alındığı yaklaşımlar, çocuğun yaşadıklarını içselleştirmesine neden olur. “Güçlü ol”, “takılma” ya da “abartıyorsun” gibi ifadeler, çocuğun yaşadığı duygusal yükü hafifletmek yerine derinleştirir. Böylece çocuk, ya saldırganlaşarak ya da içe kapanarak varlığını sürdürmeye çalışır.
Eğitim kurumlarının akran zorbalığını yalnızca disiplin sorunu olarak ele alması, meselenin duygusal ve ilişkisel boyutunu görünmez kılar. Oysa zorbalık, bireysel davranıştan çok, belirli bir ilişki kültürünün ürünüdür. Akran nezaketini, empatiyi ve duygusal farkındalığı merkeze almayan müdahaleler, sorunun yalnızca biçim değiştirerek devam etmesine yol açar.
Sonuç olarak çocuklar “zor” değildir; taşıdıkları deneyimlerin yükü ağırdır. Çocuklukta kurulan duygusal ilişkiler, bireyin yalnızca kişisel yaşamını değil; toplumsal alanlardaki davranışlarını da belirler. Akran zorbalığı, bu sessiz mirasın okulda ve kamusal alanda görünür hâle gelmiş biçimidir. Bu mirasla yüzleşmeden geliştirilen her çözüm, geçici ve yüzeysel kalmaya mahkûmdur.

Dr. Dilek Baran

YENİ DOLANDIRICILIK SİSTEMİ!

VARİL PATLADI..1 ÖLÜ

BIÇAKLI KAVGADA ÖLÜ SAYISI 2'YE YÜKSELDİ.

FETÖ YENİDEN YAPILANIYOR

ARALAMAYA GİTTİ CANINDAN OLDU.

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 19 14 1 4 29 46
2.FENERBAHÇE A.Ş. 18 12 0 6 26 42
3.TRABZONSPOR A.Ş. 19 12 2 5 15 41
4.GÖZTEPE A.Ş. 18 10 3 5 14 35
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 18 9 4 5 9 32
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 19 8 6 5 13 29
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 19 6 4 9 2 27
8.KOCAELİSPOR 19 6 7 6 -3 24
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 18 6 6 6 -6 24
10.CORENDON ALANYASPOR 18 4 5 9 0 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 18 5 9 4 -3 19
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 18 4 8 6 -6 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 18 4 8 6 -8 18
14.KASIMPAŞA A.Ş. 19 3 9 7 -11 16
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 18 4 10 4 -15 16
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 19 2 8 9 -21 15
17.İKAS EYÜPSPOR 18 3 10 5 -14 14
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 19 2 14 3 -21 9

YAZARLAR