DÜNYA BİR UTANCI KONUŞUYOR!
Bugün dünya, insanlık vicdanını sarsan bir kirli dosyayı konuşuyor.
Epstein davası…
Bu mesele sadece bir şahsın suçu değildir; bu, güç sarhoşluğunun, servet azgınlığının ve ahlaki çürümenin fotoğrafıdır.
İddialar korkunçtur!
Küresel ölçekte nüfuz sahibi bazı isimlerin, makamlarını ve servetlerini kullanarak çocukları istismar ettikleri ileri sürülmektedir. Eğer bu suçlar doğruysa, bu yalnızca bireysel bir ahlaksızlık değil, insanlık onuruna açılmış bir savaştır.
Bu olay bize bir gerçeği daha göstermektedir. Güç ve servet, ahlakla sınanmadığında insanı azdırabilir. Eğer hukuk güçlüye göre eğilip bükülürse, mazlumun feryadı göklere yükselir. Masum çocukların gözyaşı, insanlığın en ağır imtihanıdır.
Çünkü çocuk…
Masumiyetin adı...
Emanetin adı...
Allah’ın en saf Ayeti...
Bir çocuğun gözyaşı, bütün insanlığı mahkum etmeye yeter.
Bu gerçek değişmez;
Güç denetlenmezse zulme dönüşür.
Servet arınmazsa kirlenir.
Ahlak yıkılırsa toplum çöker.
Tarih boyunca karanlık çevreler, çocukları ve kadınları bir meta gibi görmüş, onları güç oyunlarının kurbanı yapmıştır. İslam ise tam tersine, diri diri toprağa gömülen kız çocuklarını kurtarmış, kadını onur kürsüsüne taşımış, çocuğu ve kadını Allah’ın bir emaneti ilan etmiştir.
İnsanlığın en büyük ihtiyacı; kirli düzenlerin çöküşünü alkışlamak değil, adaletin gerçekten hakim olduğu bir düzeni inşa etmektir. Bu da ancak zulmün karşısında durmak, mazlumun yanında olmak ve hakkı savunmakla mümkündür. Mü'min için asli görev; öfkeyle savrulmak değil, hakkı ve adaleti hikmetle haykırmaktır.
Mesele sadece bir adada yapılan ahlaksızlık değil…
Mesele, güçle korunmuş bir çürümenin var olup olmadığıdır.
Mesele, hukukun gerçekten güçlüye de işleyip işlemediğidir.
Tarih bize şunu öğretmiştir:
Ahlak çökerse medeniyet çöker.
Adalet susarsa zulüm büyür.
Masum ağlarsa arş titrer.
İslam, cahiliyenin diri diri toprağa gömdüğü kız çocuklarını kurtardı. Onlara hayat verdi, onur verdi, değer verdi. Çocuğu emanet bildi ve kadını şerefli kıldı. İnsanı kul olmaktan başka hiçbir gücün önünde eğilmez hale getirdi.
Bugün insanlık yeniden bir tercih yapmak zorunda:
Ya güç ve çıkar merkezli çürümüş düzenleri normalleştirecek,
Ya da adalet, merhamet ve ilahi sorumluluk eksenli bir hayat anlayışına yönelecek.
İslam, şirk batağına diri diri gömülen kız çocuğunu şeref kürsüsüne oturturken, Batı ve kokuşmuş batıl düzenler kız çocukları ve kadınların onurunu kırarak katlediyorlar!
Bu zalimlere, bu hainlere ve bunların yasalarına lanet ediyor, Rabbi'min kanunlarına zerrelerimle teslim oluyorum!
Allah'ım!
Ben bunlardan, bunların zalim düzenlerinden ve yasalarından beriyim...
Ve vallahi buğzediyorum!
Yaşadığım son ana kadar bu batıl putçu düzenlerle savaşım devam edecektir.
Bu zalim kokuşmuş düzenler Allah nezdinde küfürdür.
Ve bu zalimleri, Allah bütün dünyaya teşhir etti. Zalim kafirleri dünyada rezil etti. Bunlar hepsi ülkelerinde etkili ve yetkili insanlar...
Bu haddi aşan zalimler, ebedi alemde de zelil olup ebediyyen cehennemde olacaklardır, Allah'ın lanetini hak ederek...
İnsanlık, güç merkezli, çıkar odaklı, ahlakı zayıflamış sistemlerle huzur bulamaz. Gerçek huzur; adalet, merhamet ve sorumluluk bilinciyle mümkündür.
"Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir."
Maide, 5/4
Bu Ayet, kıyamet günü hesap sorulacak olanın yalnız zalim değil, bütün bir toplum olduğunu hatırlatır. Yalnızca bir hukuk çağrısı da değil, bir vicdan çağrısıdır. Önce kendimize, sonra toplumlara yöneliktir.
Müslüman olarak bizim duruşumuz nettir:
Zulme karşıyız.
Masumun yanındayız.
Adaletin tarafındayız.
Bugün ümmetin sorumluluğu büyüktür. Bizler yalnızca ibadet eden bireyler değil, adaletin şahitleri olmakla yükümlü bir ümmetiz.
"Sizi, insanlara şahit olmanız için orta bir ümmet kıldık."
Bakara, 2/143
Şahitlik; gerçeği söylemektir.
Şahitlik; korkmadan hakkı haykırmaktır.
Şahitlik; öfkeyi adaletle dengelemektir.
Biz ne komplo diliyle savrulmalı, ne de güçlülerin gölgesinde susmalıyız. Mü’minin yolu nettir: Delile dayalı konuşur, adaletle hükmeder, mazlumun yanında durur, iftiradan sakınır.
Rabbim!
Masumların ahını yerde bırakma!
Bizi zalimlere meyledenlerden eyleme!
Hakkı savunurken adaletten ayırma!
Öfkemizi hikmetle, sözümüzü doğrulukla, tavrımızı merhametle kuşat!
Zulme lanet, adalete davet!
Saygılarımla...

