Dürüstlüğün Olmadığı Yerde İnsan Eksiktir
Warren Buffett’ın şu sözü, modern toplumun ahlaki kırılganlığını tek cümlede özetler:
“Bir insanda üç şey arayın: Zekâ, kalp ve dürüstlük. Eğer sonuncusu yoksa, ilk ikisiyle de uğraşmayın.”
Bugün yaşadığımız birçok bireysel ve toplumsal kriz, aslında bu üçlünün parçalanmasından doğuyor. Zekâ var; ama vicdanı aşan bir kurnazlığa dönüşmüş durumda. Kalp var; ama çıkarla yön değiştiriyor. Dürüstlük ise çoğu zaman “naiflik” olarak etiketlenip dışlanıyor.
Modern toplum, zekâyı başarıyla; kalbi duygusallıkla; dürüstlüğü ise çoğu zaman kayıpla eşleştiriyor. Oysa sosyal bilimler bize bunun tam tersini söylüyor.
Zekâ: Güçtür ama Yönsüzdür
Max Weber, modern toplumun akılcılığını tanımlarken “araçsal akıl” kavramını kullanır. Weber’e göre modern birey, ne için değil, nasıl daha hızlı ve etkili sorusuna odaklanır.
Bu noktada zekâ, ahlaki bir pusula olmaksızın çalıştığında tehlikeli bir güce dönüşür.
Zeki ama dürüst olmayan birey, sistemi yönetir; fakat toplumu çürütür.
Weber’in “demir kafes” dediği şey tam da budur: Aklın, etik bağlardan koparak bireyi ve kurumu hapsetmesi.
Kalp: Duygu Yetmez, Sorumluluk Gerekir
Émile Durkheim, toplumun yalnızca kurallarla değil, ahlaki bağlarla ayakta kaldığını söyler. Ona göre bireyler arasındaki güven çözülürse, toplumda anomi yani norm çöküşü başlar.
Bugün “iyi niyetli ama tutarsız” bireylerle dolu bir sosyal yapıdayız. Kalp var; empati var; ama sorumluluk yok.
Kalbin dürüstlükle birleşmediği yerde empati, manipülasyona açık hale gelir.
İnsanlar üzülüyor, etkileniyor, konuşuyor…
Ama söz ile davranış arasındaki bağ koptuğunda, kalp yalnızca geçici bir duyguya indirgeniyor.
Dürüstlük: Modern Dünyanın En Pahalı Erdemi
Zygmunt Bauman, modern insanı “akışkan” olarak tanımlar. Değerler, ilişkiler, sözler; hepsi geçici ve değişkendir. Bu akışkanlık içinde dürüstlük, sabit kalmayı gerektirir ve bu yüzden bedel ister.
Dürüst insan:
• Her ortamda alkışlanmaz
• Her masada tutulmaz
• Her dönemde yükselmez
Ama uzun vadede toplumsal güvenin taşıyıcısıdır.
Bauman’a göre güvenin çöktüğü toplumlarda insanlar birbirine değil, sisteme tutunur. Ancak sistemler soğuktur; insanı taşımaz. Toplumu ayakta tutan şey, bireylerin birbirine duyduğu inançtır.
Neden Buffett “Diğer İkisiyle Uğraşmayın” Diyor?
Çünkü dürüstlüğün olmadığı yerde:
• Zekâ, sömürü aracına dönüşür
• Kalp, rol yapar
• İlişkiler yıpratıcı olur
• Kurumlar içten çürür
Pierre Bourdieu, toplumsal sermayenin yalnızca bilgiyle değil, güvenle üretildiğini söyler. Güven yoksa bilgi güç üretmez; yalnızca eşitsizliği derinleştirir.
İnsan Olmak Bir Bütünlük Meselesidir
Zekâ sizi ileri taşır.
Kalp sizi insan yapar.
Ama dürüstlük, sizi taşıyabilir kılar.
Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey daha zeki insanlar değil;
daha hızlı düşünenler hiç değil.
Tutarlı, sözünün arkasında duran, kalbiyle aklı arasında mesafe koymayan dürüst insanlar.
Çünkü toplumlar zekâyla büyür;
ama dürüstlükle ayakta kalır.
Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

