EBED MÜDDET BİR DEVLETİN DEĞİL, BİR MİLLETİN KARARIDIR!
Aziz, kahraman, fedakâr milletim!
Kardeşlerim!
Büyük Türk milletinin istikbâli olan gençler!..
Tarih bize büyük bir hakikati öğretmiştir:
Bir milletin kaderini yalnızca silahlar belirlemez.
Bir milletin kaderini yalnızca ordular belirlemez.
Bir milletin kaderini yalnızca zenginlikler belirlemez.
Bir milletin kaderini belirleyen asıl güç, milletin vicdani ve imanıdır !
Eğer bir milletin vicdanında vatan varsa, o millet yıkılmaz!
Eğer bir milletin vicdanında istiklâl varsa, o millet esir olmaz!
Ve eğer bir milletin vicdanında devlet varsa, o millet tarihten silinmez!
Çünkü biz öyle bir milletin evlatlarıyız ki…
Bizim tarihimiz yalnızca bir tarih değildir.
Bizim tarihimiz; büyük güçler ve kutlu devletler kuran bir milletin tarihidir.
Bu yürüyüş Oğuz Kağan ile başlar…
Mete Han ile disiplin kazanır…
Göktürklerle demir dağları eriterek yeniden doğar…
Selçuklularla kıtalara yayılır…
Osmanlı ile üç kıtada adalet olur…
Ve Cumhuriyet ile yeniden ayağa kalkar!
Kadim Türk devleti yürüyüşüne devam eder.
İşte bu yüzden Türk milletinin hafızasında bir söz vardır:
“Devlet ebed müddet!”
Bizim anlayışımızda devlet yalnızca bir yönetim değildir.
Devlet, milletin varlığıdır.
Devlet, milletin istiklâlidir.
Devlet, milletin namusudur.
Bu yüzden bu millet asırlar boyunca şu sözü söylemiştir:
“Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!”
Bu söz bir slogan değildir.
Bu söz, bir milletin kader anlayışıdır.

TARİH KONUŞUR, VİCDAN KARAR VERİR
Büyük Türk milleti!
Tarihimize bakınız…
Ergenekon’da dağların arasında sıkışan bir millet vardı.
Ama o millet teslim olmadı!
Demir dağları eritti ve yeniden devlet kurdu!
Göktürkler çağında Kürşad ve kırk yiğidi Çin sarayına yürüdüğünde…
Onlar yalnızca bir saraya saldırmıyordu;
Türk milletinin hürriyetini vicdanlara haykırıyordu!
Malazgirt’te Alparslan, beyaz kefenini giyerek ordusunun önüne çıktığında şöyle diyordu:
“Burada sultan yoktur, burada bir asker vardır!”
İstanbul’un surlarına yürüyen Fatih Sultan Mehmet, yalnızca bir şehri fethetmedi…
Bir çağı kapattı, bir çağı açtı!
Ve Çanakkale’de dünyanın en büyük orduları Anadolu’ya geldiğinde…
Karşılarında yalnızca bir ordu değil, bir milletin iradesini buldular!
Ve o millet diyordu ki:
“Ben bayrağımı indirmem!
Ben ezanımı susturmam!
Ben devletimi yıktırmam!”
Ve o milletin içinden bir komutan çıktı: Mustafa Kemal Paşa!
Ve o komutan millete şu gerçeği hatırlattı:
“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

COĞRAFYA DEĞİL, VİCDAN BELİRLEYİCİDİR
Büyük, kahraman, gözüpek milletim…
Bu ruh yalnızca tarihte kalmış bir ruh değildir.
Bugün de bu coğrafyada yaşamaktadır.
Bazı toplumlar kriz anında dağılır…
Bazı toplumlar korkar…
Bazıları ülkelerini terk eder…
Ama bazı milletler vardır…
Toprağını bırakmaz!
Devletini yalnız bırakmaz!
Çünkü bu coğrafyada bin yıl boyunca yaşayan bir devlet geleneği vardır.
Bir devlet aklı, bir vatan şuuru, bir mücadele ruhu…
BİR MİLLETİ YENİLMEZ YAPAN HAKİKAT
Münevver Türk milleti…
Bu milletin vicdanında yalnızca vatan sevgisi yoktur.
Bu milletin vicdanında şehadet inancı vardır.
Bu millet bilir ki:
Vatan için ölmek yenilmek değildir!
Vatan için ölmek şehadettir!
İnancımız bize şunu öğretir:
Vatan için ölürsek şehit oluruz…
Hayatta kalırsak gazi oluruz…
Ve Yavuz Sultan Selim’in dediği gibi:
“Ölürsek cennet bizim, kalırsak devlet bizim.”
İşte bu inanç bir milleti yenilmez yapar.
Çünkü ölümden korkmayan bir millet…
Asla esir olmaz!
GERÇEK GÜÇ NEDİR?
Bir milletin gerçek gücü tank değildir.
Bir milletin gerçek gücü füze değildir.
Bir milletin gerçek gücü para değildir.
Bir milletin gerçek gücü…
Milli vicdandır!
Milli vicdan;
tarihten doğar,
devlet geleneğinden doğar,
inançtan, töreden doğar.
Ve tarih bize şunu gösterir:
Kan aynı kandır…
Vicdan aynı vicdandır!
SON SÖZ: YEMİN VAKTİ
Şimdi burada, bu milletin evlatları olarak söz verelim!
Oğuz Kağan’ın mirasına sadık kalacağımıza…
Mete Han’ın disiplinini yaşatacağımıza…
Kürşad’ın hürriyet ateşini söndürmeyeceğimize…
Alparslan’ın cesaretini unutmayacağımıza…
Fatih’in ufkunu koruyacağımıza…
Kuvay-ı Milliye’nin istiklâl emanetini sonsuza kadar savunacağımıza…
Yemin edelim!
Vatanımıza sahip çıkacağımıza…
Toprağımıza sahip çıkacağımıza…
Devletimize sahip çıkacağımıza yemin edelim!
Ve hep birlikte haykıralım:
Devlet ebed müddet!
Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!
SON HÜKÜM
Bilinmelidir ki…
Bu millet sıradan bir millet değildir!
Bu millet, devletler kuran bir millettir!
Bu millet, tarih yazan bir millettir!
Ve o vicdan yaşadığı sürece…
Bu milletin bayrağı inmeyecek!
Bu milletin ezanı susmayacak!
Ve bu milletin devleti…
EBED MÜDDET YAŞAYACAKTIR!
Emk Yarb. Halil Mert



