Dr.Dilek BARAN


EĞİTİM YOK PARA VAR; VİCDAN YOK GEZİ VAR

...


Eğitim Yok, Para Var; Vicdan Yok, Gezi Var

“Okullarda eğitim geri çekilirken, gezi ve para odaklı uygulamalar sessiz bir ahlaki krize işaret ediyor.”

Bakanlık yazı gönderiyor.
“Okullarda eğitim ve kültür faaliyeti yapılsın” diyor.
Ama bazı okullarda bu çağrı, çocuklara değil; tur firmalarına ulaşıyor.
Eğitim faaliyeti dendiğinde kapılar kapanıyor.
Seminer, söyleşi, düşünce, tartışma…
Hepsi bir anda “uygun değil”.
Ne zaman ki konu gezi oluyor, tablo değişiyor.
Bir anda her şey mümkün hale geliyor.
Ailelerden para toplanıyor.
Yetmiyor.
Tur şirketinin talep ettiğinden daha fazlası isteniyor.
Aradaki fark nerede?
Kime gitti?
Hangi kalemde harcandı?
Cevap yok.
Şeffaflık yok.
Hesap yok.
Ama sessizlik var.
Çünkü para konuştuğunda, eğitim susuyor.
Bugün bazı okullarda çocuk, bir eğitim öznesi değil; adeta bir gelir kalemi gibi görülüyor.
Gezi listesi yapılırken kimse “Bu çocuk ne kazanacak?” diye sormuyor.
Ama ödeme listesi yapılırken herkes fazlasıyla titiz.
Burada artık açık konuşmak gerekiyor:
Bu bir pedagojik tercih değil.
Bu, doğrudan ahlaki bir sorundur.
İşin en acı tarafı şu:
Okullarda ücretsiz eğitim semineri vermek isteyen akademisyenler var.
Ömrünü bilime, eğitime, çocuğa adamış insanlar…
Para talep etmiyorlar.
Bütçe istemiyorlar.
Tek istedikleri bir sınıf, bir saat, bir kapı.
Ama o kapılar kapalı.
Çünkü onlar düşünce getirir.
Sorgulama getirir.
Çocukları konuşturur.
Gezi ise sessizdir.
Gezi rahattır.
Gezi kimseyi rahatsız etmez.
Bazı yöneticiler için denklem çok nettir:
Düşünen çocuk risklidir.
Gezen çocuk zararsızdır.
Bu yüzden akademisyen içeri alınmaz,
ama tur otobüsü okul bahçesine sokulur.
Buradan sormak zorundayız:
Bu okullar eğitim kurumu mu,
yoksa organize para toplama alanı mı?
Eğer ailelerden toplanan paranın hesabı net değilse,
eğer “fazla alınan” tutarın akıbeti belirsizse,
buna eğitim denmez.
Buna ayıp denir.
Buna emanete ihanet denir.
Elbette istisnalar var.
Kapısını eğitime açan, parayı değil çocuğu önceleyen yöneticiler var.
Onlar bu yazının muhatabı değildir.
Ama geri kalanlar şunu bilsin:
Çocuklar unutur sanıyorsunuz.
Unutmazlar.
Büyürler.
Sorarlar.
Ve bir gün şu cümle dökülür ağızlarından:
“Bizi gezdirdiniz…
Ama neden hiç yetiştirmediniz?”
O sorunun cevabı,
ne otobüs fişlerinde vardır
ne de gezi fotoğraflarında.
Ve işte asıl hesap,
tam da o gün başlar.
Sorun birkaç okul yöneticisinin tercihiyle açıklanamaz.


Bu, tekil bir “yanlış uygulama” değil; örgütlü, korunmuş ve normalleştirilmiş bir düzendir.
Bu düzeni mümkün kılan yalnızca okul idaresi değildir.
Sessiz kalanlar vardır.
Gören ama raporlamayanlar.
Bilen ama “başım derde girmesin” diyenler.
“Her yerde böyle” diyerek meşrulaştıranlar…
Ve en tehlikelisi:
Bu çürümeyi olağanlaştıran zihniyet vardır.
Bugün eğitim sistemi içinde bazı yöneticiler için okul;
bilginin, değerlerin ve karakterin inşa edildiği bir mekân değil,
nakit akışının yönetildiği bir organizasyona dönüşmüştür.
Öğrenci sayısı artık sınıf mevcudu değil,
potansiyel gelir kalemidir.
Gezi, kültürel etkinlik değil;
adeta döner sermaye gibi görülür.
Sormak gerekiyor:
Bir kamu okulunda,
kamu görevlisi eliyle,
kamu vicdanı bu kadar rahat nasıl askıya alınabiliyor?
Cevap acı ama nettir:
Çünkü hesap sorulmuyor.
Çünkü denetim kâğıt üzerinde kalıyor.
Çünkü “eğitim” kelimesi, paranın üstünü örten bir kılıf olarak kullanılıyor.
Oysa eğitim;
çocuğun zihnini açmaktır,
vicdanını büyütmektir,
hak duygusunu öğretmektir.
Ama çocuklara fiilen şu öğretiliyor:
— Para varsa kapılar açılır.
— Para yoksa düşünce de yoktur.
— Hak sormak risklidir.
— Sessiz kalmak güvenlidir.
Bu, gizli bir müfredattır.
Ve belki de en tehlikelisi budur.
Çünkü bu müfredattan geçen çocuk,
yarın yetişkin olduğunda adaletsizliğe itiraz etmeyi değil,
ona uyum sağlamayı öğrenir.
Bugün okul bahçesine giren tur otobüsü,
yarın bu ülkenin vicdanına park eder.
Burada artık iyi niyet tartışması yapılamaz.
İyi niyet, şeffaflıkla birlikte yürür.
İyi niyet, hesap vermekten kaçmaz.
Eğer toplanan paranın dökümü panoya asılmıyorsa,
eğer aileler “fazla alınan” tutarın nereye gittiğini soramıyorsa,
eğer bu sorular sorulduğunda baskı ve dışlama başlıyorsa,
orada eğitim değil, güç istismarı vardır.
Ve güç istismarının olduğu yerde,
çocuk asla güvende değildir.
Bu yazı bir ihbar değildir.
Bu yazı bir ifşa da değildir.
Bu yazı bir vicdan çağrısıdır.
Milli Eğitim yalnızca müfredat yazmakla değil,
eğitimin ahlakını korumakla da sorumludur.
Okul yöneticisi yalnızca program uygulamaz;
emanet taşır.
Çünkü o okulda yalnızca çocuklar yoktur.
Ailelerin güveni vardır.
Toplumun yarını vardır.
Ve hepsinden önemlisi:
Bir ülkenin ahlaki istikameti vardır.
Geziye karşı değiliz.
Ama düşüncesizliğe karşıyız.
Etkinliğe değil, etik dışılığa itiraz ediyoruz.
Çocukları gezdirip susturan değil,
konuşturup güçlendiren bir eğitim istiyoruz.
Ve son söz şudur:
Bu düzen böyle devam edemez.
Çünkü çocuklar büyür.
Ama gördüklerini de taşır.
Ve bir gün, o sessizce izlenen haksızlıklar yüksek sesle sorulur:
“Bize para toplamayı öğrettiniz…
Peki adaleti neden öğretmediniz?”
O gün, hiçbir yönetmelik,
hiçbir tutanak,
hiçbir gezi fotoğrafı
bu soruyu susturamaz.

Dilek Baran

YENİ DOLANDIRICILIK SİSTEMİ!

VARİL PATLADI..1 ÖLÜ

BIÇAKLI KAVGADA ÖLÜ SAYISI 2'YE YÜKSELDİ.

FETÖ YENİDEN YAPILANIYOR

ARALAMAYA GİTTİ CANINDAN OLDU.

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 18 13 1 4 27 43
2.FENERBAHÇE A.Ş. 17 11 0 6 25 39
3.TRABZONSPOR A.Ş. 17 10 2 5 13 35
4.GÖZTEPE A.Ş. 17 9 3 5 12 32
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 17 8 4 5 8 29
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 18 7 6 5 10 26
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 17 6 4 7 2 25
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 18 6 6 6 -6 24
9.KOCAELİSPOR 17 6 6 5 -2 23
10.CORENDON ALANYASPOR 17 4 4 9 1 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 17 5 9 3 -3 18
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 17 4 7 6 -4 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 17 4 8 5 -8 17
14.KASIMPAŞA A.Ş. 17 3 8 6 -10 15
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 17 4 10 3 -15 15
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 17 2 6 9 -17 15
17.İKAS EYÜPSPOR 17 3 10 4 -14 13
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 18 2 13 3 -19 9

YAZARLAR