FARKINDALIK
Sabah çalan alarmın sesi ile başlayan gün, hesapsız, sorgusuz, sualsiz akış içerisinde devam edip gidiyor her birimize.
Yetişilmesi gereken yerler, bitirilmesi gereken anlamsız işler, sohbet, muhabbet, sosyal medya , televizyon derken kimsenin kendiyle yarın saat dahi olsa yalnız kalıp düşünmeye vakti olmuyor. İnsanlar yalnız kalmamak için sanki yemin etmişcesine, aklını, beynini oyalayacak her türlü saçmalıkla vakit doldurmayı yaşamak zannediyor.
Teknoloji ve bilimin bu kadar ilerlemediği, evlerde televizyonun dahi olmadığı yıllara özlem, aslında insanın kendiyle baş başa kalmasına, yalnızlığa, durup, düşünmeye duyduğu özlemidir. O yıllarda isteseniz de istemeseniz de daha sakin ve yalnız kalıp düşünmeye geniş vakitler bulunabiliyordu. Akşamlar ve geceler daha uzun ve huzurluydu bu yüzden.
Günümüzde kimse ne yaptığının ya da ne yaşadığının farkında değil artık. Sıkıştırılmış zamanlarda, kağıt tabak bardaklarda, plastik çatal, kaşıkla yenen alelacele yemeklerde, eller ve gözler cep telefonlarında, gelen mailde ya da karşımızdaki insanlar ile yüzeysel boş muhabbetlerde her birimiz. Bu yüzden damaklar ne yediğinin tadında ve farkında değil. Ruhlarımızı doyuramadığımız için huzursuz ve mutsuzuz her birimiz.
Foseptik çukuru ekranlardan 24 saat boyunca boca edilen dizi, haber ve gündüz kuşakları ile ahlak ve değer yargıları bilinçli olarak yozlaştırılırken, şiddet, cinsel sapkınlıklar,bireysellik,bencillik, ahlaksızlık normalleştirilmeye çalışılarak toplumsal çürümeye neden olunmaktadır. Bu büyük resimde, ulusal ve toplumsal bilincin yok edilmesi ve aidiyet duygusu yitirilmiş bencil bireylerden oluşan toplumların sömürülmesi ve yok edilmesine yönelik planlardır. Yapılan ve yaşanan hiçbir saçmalık ve kötülük tesadüf eseri meydana gelmemekte maalesef.
El işçiliği zarif porselen fincanların asaleti, ruhsuz, basit, ucuz ve sağlıksız karton bardaklara yenik düştü bu yüzyılda. Amaç hızlı ve seri tüketim. Sebep hızlı yaşam ve saçma salak yoğunlukları mecburiyet kabul eden zihinlerimiz. Ne oldu seri üretim ve tüketime geçtik de çok mu mutluyuz her birimiz? Yemeğin bile yavaş pişeni makbulken, biz hızlıca yaşayıp ömrümüzü bitirmeyi medeniyet ve gelişmişlik zannettik.
Trafikte araçlara bakın herkes yalnız, mutsuz ve renkler sadece siyah, gri ya da beyaz. Binalarımızda estetik ve mimariden eser yok. Beton yığınları içine doldurduğumuz bir mahalle dolusu insan birbirinden habersiz. Rezidansların bahçesine belediye tarafından kurulan cenaze çadırları hangi komşunun mevtası bilenimiz yok.Helva hangi evde kavruluyor modernleştik diye bihaberiz artık biz.
Bu yüzyılın medeniyet diye dayatılan saçma sapan alışkanlıklarını, ahlaksızlıklarını, lezzetsiz lezzetlerini, incelikten ve ferasetten uzak kabalıklarını aklını kullanan her insan gibi ben de reddediyorum. Birey olarak az dursak da birlik olunca çoğuz biz.İzleyin diye önünüze konan şiddet, cinsellik, kavga, şiddet içerikli programları izlemeyin, yalan konuşan siyasetçilere oy vermeyin, sokakta görürseniz yüzlerine tükürün. Fiyatı fahiş olan, dolandırıcı, üç kağıtçı esnaftan alışverişi kesin, yandaşlıktan başka taraf bilmeyen işletmeleri yansız yönsüz bırakın, bayrağa, ülkenin kurucu değerlerine saldıranları protesto hakkınız ve seçimlerinizle yersiz, yönsüz, yurtsuz bırakın.
Kaba, çıkarcı, kötü insanları hayatınızdan çıkarıp ruh sağlığınızı koruyun ki ki tüm bu kabalıklara, zulme, haksızlığa karşı dik durabilesiniz.
Çocuklarınızın eğitimini okullara değil evlerinize taşıyın, her birine önce siz örnek olun ki toplum ahlaklı ve düzgün bireylerden oluşsun.Bu çürümüşlük son bulsun.
Biz kocaman bir ülkeyiz. Her birimiz bir adım atsa, milyonlarca adım atmış oluruz. Önümüzde dağ olsa duramaz.Biz bilinçli ve farkındalıkları olan bireyler olmak zorundayız, sorgulamalıyız ki kandırılmayalım.
Yaşamak demeke; doğmak, yemek, içmek, üremek ve nefsi zevkleri doyurmak uğruna ömür tüketmek demek değildir. Yaşamak, insan olmanın bilincinde, kötüyü seçme hakkı varken iyiyi seçme ahlakında olmak, birsek varız düsturu ile el ele verip çok çalışmak ve huzurlu, mutlu günler ve yarınlar inşaa etmektir.Tüm formül bunun bilincinde ve farkında olabilmek ve birbirimizi ve hayatı sevmekte gizli aslında. Tüm mesele insan olabilmenin farkına varabilmekte
Av. Fatma Saçak Akbulut

