Geleceği İnşa Edenler: Çocuklara Doğru Örnek Olmak
Öğle namazı sonrası, arabanın aküsünü ölçtürmek için yakındaki bir akücüye gittim. Sağ olsun, aküyü ölçtü ve "Akünüz yeterli, şarjı var." dedi. Arabanın yanına gelip aküyü yerine yerleştirdim, fakat kutup başlarını takarken tereddüt ettim. Bir an hangi rengin eksi, hangisinin artı olduğunu hatırlayamadım.
Hemen, yanı başımdaki Google’a sordum: "Artı kutup kırmızı." Neyse ki yanlış bağlamamışım. Tekrar marşa bastım, ancak aracım çalışmadı. İttirmek istemediğim için araştırdım ve en yakın oto elektrikçiye yürüyerek gitmeye karar verdim.
Tamir atölyesinin yakınında çocuklar oynuyordu. Oradaki yirmi, yirmi beş yaşlarında bir adam, altı yaşlarındaki bir çocuğa elindeki kağıt paralardan beşlik, onluk, yirmilik sayıyordu. Verecek para kalmayınca çocuk yine istedi. O adam ise çocuğa yakışık almaz bir el hareketi yaptı. Çocuk ne anladı bilmiyorum, ama güldü. Adam da ona kahkahalarla karşılık verdi. Ardından bana dönerek yine güldü. Fakat yüzümdeki kızgınlık ifadesi onu rahatsız etmiş olacak ki, bakışlarını kaçırdı.
Beynime bir şimşek gibi çaktı bu sahne: Bir çocuğun ahlakını, edebini bozacak olan şey, ne yazık ki çoğu zaman büyüklerin bizzat kendisi!
Bu olaydan ders çıkarmalıyız. Analar, babalar dikkat etmeli; çocukları saygısız, ahlaksız insanların yanına yaklaştırmamalı. "Bunda ne var, herkes yapıyor, bu sadece bir şaka!" deyip geçmeyin. Eğer haya perdesi kalkarsa, toplum da bozulur.
Çocukların zihninde büyükler—baba, amca, dayı, öğretmen, usta, şoför—örnek alınan kişilerdir. Çocuk, bir fotokopi makinesi gibi sizi taklit eder. Kötü bir davranış, bir başkasına, sonra bir başkasına yayılır. Küçük gibi görünen şeyler, toplumun geleceğini şekillendirir.
Çocukların yanında kötü şakalar, saygısız tavırlar, günaha teşvik eden alışkanlıklar sergilemeyin. Allah huzurunda, mahşer günü tüm yaptıklarımız gözler önüne serildiğinde mahcup olmamak için dikkat edelim.
Bir öğretmen olarak söylüyorum: Çocukta, gençte hatta yetişkinlerde bir yanlışı düzeltmek çok zor. Eğer dikkat edilmezse, işte o zaman YIKIM OLUR!
Ahmet Aydın