Av.Fatma Saçak AKBULUT


LEYLEK

...


LEYLEK

  İnsan olarak yaratılmayı seçtiğimi hatırlamıyorum. Bana ya da ruhuma hangi tür ve bedende yeryüzüne geleceğim soruldu mu acaba? İnsan olmayı ben mi seçtim? Bundan emin değilim. İçine doğduğum aile, ülke, cinsiyetim, kardeşlerim ve akrabalarımı ben seçmedim. Seçme hakkımı kullanmadığım bir düzen içinde yaptıklarım ve yapacaklarımım Yaradan tarafından Kader ve Kaza çizgisinde bilindiğine ve gerçekleştiğine inanmam, iman etmemin gereği. Buna inanmazsam iman etmiş de sayılmıyorum zaten.
  Dünyaya geldiğim ailenin inandığı şeyler benim inancım oldu. Ailemin inancı Sünni Müslüman olmak yerine, karşı komşumuz Hasan Amca ve ailesi gibi alevi olsaydı, ben de bugün Aleviyim diyecektim. Ya da Ateist ya da deist bir anne baba yanında, muhtemelen Tanrı kavramını düşünmeden büyüyecek, her şeyin büyük patlama big bang ile oluştuğunu ve ilk hücrenin evrimleşerek bugünkü canlıların ve evrenin oluştuğunu kabul edecektim. Orda da bir kısım maymunlar neden insana evrilmemiş de halen maymun kalmış demeden edemezdim sanırım.
  Gezdiğim ülke sayısı gittiğim son ülke Sri Lanka ile birlikte şimdilik yetmiş oldu. Her ülkede, ülkelerin başka başka şehirlerinde insanların inandıkları bir sürü tanrı ve o Tanrılara ait tapınakları gezerken, o Tanrılara inanan ve dua eden insanların yüzündeki ifade ve huşu haline baktığımda gördüğüm şeyler hemen hemen benzerdi. Bir Yaratana, Tanrı’ya inanma arzusu ve ona iman etmenin yarattığı dinginlik hali genel olarak tüm yüzlerde benzerdi.
   Budizm’in yaygın olduğu Uzakdoğu ülkelerinde, insanlar ikliminde etkisiyle daha sakin, yavaş ve huzurlular. İçine doğdukları muhteşem doğa ve zengin tabiat karşısında, insan faktörü nedeniyle yaratılan sosyoekonomik sıkıntılar hariç mutsuz olmak da pek mümkün değil. Yavaş ve ahenkle Budanın huzuruna gelip pilav, para ya da lotus çiçekleri bırakarak dua edip gidiyorlar. O heykellerin üzerindeki tozlar beni rahatsız ediyor. Neden temiz tutmuyorlar diye düşünmeden edemiyorum her defasında. Ya da kendi üzerindeki tozu bile temizlemekten aciz bir obje mi Tanrı olarak istekleri karşılayacak diye düşünüyorum hep. Bir defasında çok acıkmıştım, elim ayağım titreyince Budaya hediye edilen elmayı alıp yedim. Turdan biri neden aldığımı sorunca; bunu zaten Buda yiyemez, gerçekten Buda diye biri varsa bir insanı doyurmak, mutlu etmek onun da hoşuna gitmiştir eminim dedim. Bir şey diyemedi.
   Hristiyanlığın yaygın olduğu gelişmiş Avrupa ülkelerinde Kiliselerdeki çizimler, heykeller ve işlemeler karşısında hayranlık duymamak gerçekten mümkün değil. Çarmıha gerilmiş Hz. İsa’nın yüzündeki hüzün beni hep düşündürmüştür. Zamanında onu peygamber olarak kabul etmeyip zulmeden ve nihayetinde çarmıha geren insanların çocukları ve torunlarının onu Tanrının oğlu kabul edip, tövbelerinde ve dualarında istavroz çıkarırken haç işaretiyle onu yad etmeleri de büyük bir çelişki olarak görmüşümdür hep. Ne oldu, kör ölünce ahu gözlü mü şimdi? 
  Kiliselerin insanlar üzerinde kurdukları baskılar, çıkarılan savaşlar, ekonomik gücü ele geçirip insanlığa hükmetmesi de din adına yapılan şahsi çıkar gözeten işlerden başka bir şey olmamıştır. Kilisenin bu baskıcı tutumuna karşı başlayan Rönesans ve Reform hareketleri ile İnsan Hakları ve özgürlükler konusunda verilen sınavı tamamlayan Avrupa ülkeleri görece daha insani ve modern bir hayatın öncüsü konumundadır bu yüzden.
   Müslümanlığın yaygın olduğu Orta Doğu ve Arap ülkelerinde, kültürlerin kadimliğine saygım olmak üzere, insanların özensiz, şehirlerin pislik içinde bulunduğu kimi yerlerde bu durum beni ayrıca rahatsız etti. Müslüman ülkelerde gelişime, modernliğe, teknolojiye kapalı siyasi yaklaşımlar nedeniyle çağın gerisinde bir zaman yolculuğuna çıktığınızı hissediyorsunuz. Van sınır kapısından İran’ a geçince binalar, araçlar ve içinde olduğunuz ambiyans size 1960-1970 li yıllarda olduğunuz kanısını uyandırıyor. Başıma zorla takmak zorunda bırakıldığım örtü kendi isteğimle değil, siyasal rejimin baskısı nedeniyleydi. Orada Atatürk’e bir kadın olarak duyduğum minneti ve ettiğim duayı unutamam. Ben başımı kapatacaksam, bunu ancak inandığım ve istediğim için yapmalıyım, birileri zorladığı için değil.
   Zamanda ileriye yolculuk yapmak için de ne Japonya ne de Kore, doğruca Çin’e uçmanız gerekiyor. Restoranlardaki garson robotlardan tutun da, şehirlerdeki onca kalabalığa rağmen oturmuş ahenk, yüzlerce katlı binalar, işleyen büyük bir ekonomi ve ışıl ışıl bir ülke karşısında ön yargılarım nedeniyle kendimi kınadım. Oradaki tapınaklardan en çok ilgimi çeken ise Para Tanrısına ait tapınaktı. Günümüzde paraya tapan insanların illaki gidip görmesini tavsiye ediyorum.
  Vaat edilmiş topraklara ulaşmak gayesi ile Siyonistlerin din adına yaptıkları katliamlar için Tanrıları mutlu mu bilmiyorum. Bunca kan , gözyaşı ve din kisvesi altında atılan bombaların mutlu edeceği Tanrı da düşünemiyorum. O zaman da zalimin zulmü karşısında nerde bu ilahi adalet demeden de edemiyor bir çoğumuz. Belki de yukardan bakınca sürü halinde yaşayan karınca ve arılardan farkımız bile yok kim bilebilir ki? Hangimiz bir karınca kolonisinde haksızlığa uğrayan mazlum karıncaların acısını önemsiyoruz ki? Tanrı da bizi aynı gözle görüyorsa belki de o yüzden kötülüklere, acılara, çocuk tecavüzlerine, çocuk kanı içip dünyayı kana bulayanlara ses etmiyordur.


    Bana kimse insan olarak yaratılıp dünyaya gönderilmek isteyip istediğimi sormadı. Üzerime insan olarak yüklenen sorumluluklardan, aklımın sonsuzluklarını kurcalayan sorulardan yorgunum. Bir de bu dünyanın hesaba çekilecek öteki dünyasının olduğunu düşünmek bana çok yorucu ve saçma geliyor artık. İlla ki yaratılmam gerektiği ve vücut bulmak istediğim canlı türü sorulsaydı dünyaya bir kuş olarak özellikle de Leylek olarak gönderilmeyi seçerdim. Düşünsenize, insanlara yüklenen hiçbir günah sevap sorumluluğunuz yok, kocaman kanatlarınızla sıcak iklimlere göç edip hep baharda ve yazda istediğiniz yerde yaşıyorsunuz. Eviniz insanların ulaşamayacakları yükseklerde. Başka yırtıcı kuşların yutamayacağı kadar büyük cüsseniz ile açtığınız kanatlar sizi dünyanın her yerine götürebilmekte. Bu özgürlük hissi muhteşem olmalı. 
  Belki Leylek olarak yaratılmadım ama, içimdeki seyahat aşkı, sıcak iklimlerde ve deniz kenarlarında olmanın bende yarattığı heyecan ve mutluluğu düşününce, belki de ruhum leylek ruhudur benim diyorum. Kanatlarım yoksa da uçak kanatları benim kanatlarım. Gökyüzünden yeryüzüne baktıkça içimin açılması bu kuş yüzünden belki de. Bulutların üzerinde, gittiğim ve gördüğüm her yeni yer, kuş misali çırpındırıyor yüreğimi. Tüm yaratılmışlar, yaratandan ötürü güzel bana. Keşfetmenin heyecanı en büyük mutluluk bana. 

Ben her mevsim o güzel Leylek kanatlarını açsın diye pervaneyim gökyüzünde. Arada insan kılığında iniyorum belki de dünyanıza kim bilir? 

Gerçek olan şu ki bedenim nerde olursa olsun, ruhum her zaman özgür bir kuş benim

YENİ DOLANDIRICILIK SİSTEMİ!

VARİL PATLADI..1 ÖLÜ

BIÇAKLI KAVGADA ÖLÜ SAYISI 2'YE YÜKSELDİ.

FETÖ YENİDEN YAPILANIYOR

ARALAMAYA GİTTİ CANINDAN OLDU.

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 25 19 2 4 41 61
2.FENERBAHÇE A.Ş. 25 16 0 9 32 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 25 16 3 6 22 54
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 25 13 5 7 15 46
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 25 12 7 6 17 42
6.GÖZTEPE A.Ş. 25 11 5 9 10 42
7.KOCAELİSPOR 25 9 10 6 -3 33
8.SAMSUNSPOR A.Ş. 25 7 7 11 -3 32
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 25 7 9 9 -3 30
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 25 7 9 9 -10 30
11.CORENDON ALANYASPOR 25 5 8 12 -4 27
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 25 6 12 7 -6 25
13.TÜMOSAN KONYASPOR 25 5 11 9 -10 24
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 25 6 13 6 -15 24
15.İKAS EYÜPSPOR 25 5 13 7 -17 22
16.KASIMPAŞA A.Ş. 25 4 12 9 -15 21
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 25 3 11 11 -27 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 25 3 17 5 -24 14

YAZARLAR