PATAVATSIZ SİNÜS
İçim acıyor Sinüs,
Sinüs diyorum sana,
Karşısın çünkü bana.
Ne yazmaktan anlarsın,
Ne de kül olanın haline nice dersin.
Hayata karşısın, insanlığa karşısın.
Hırçınsın, bir acımasız gözlerinin rengi,
Ben, varım onların içinde.
Sen, her ne kadar yoksun desen de…
Ey patavatsız sevgili!
Ellerin, ellerime değdi.
Değdi de bir tek onlar mı sevdi sanki.
O gözler neydi öyle Sinüs?
Bir tek onlar karşı değildi bana.
Aynı ben, aynı sen.
Karşısın bu kadar sevgiye.
Komşu olamazsın sen, benim benimliğime.
Sen de bir üçgenin derecelik,
Köşesine çekilme, çekilme de…
Acımasın yüreğim seninle.
Hani anlayamıyorum seni patavatsız.
O kadar matematik terimi varken,
Bahçemin en muştu köşelerinde,
Sen, neden soğuk bir Sinüs oldun?
Acımıyor mu sanırsın her gün düzenli atan kalbimi.
Bozdun onun da ritmini.
Ani sıçrayışları ve ani susuşları oluyor şimdi.
Sen, sevemedin arş-ı alemi.
Sorar sana Hakk’ ın sahibi.
Yaralı kanadı tamir etmeyeceksen,
Neden diğer kanadı kırdın ki sen?
Bir kanadım varken, kanatsız bıraktın beni.
Tanjant demeliydim sana.
Beni karşında bırakmaya çalışırken,
Çok benziyorsun, asi hırçın şeytana.
Komşusuydun, sen onun.
Ama sinüs dedim ben sana.
Hep derdim ya sana ;
“ Hay sinsi şeytan” diye…
Akşamları seni çöpe atıyorum Sinüs.
Sabahları hırçın bir edayla,
Çıkıyorum seni oradan.
Ortasında bir gece var ki;
Neler söylüyor bana bir bilsen,
Ağlardı, bu arşı semada.
Bir yara var,
Yar’ dan ayrı…
Olmaz bu eller, sen var git gayrı.
Bitirmek istemezken seni,
Ne yazık ki!
Şimdi şiirde istemiyor seni.
Eylül SEYHAN