RAMAZAN VE KELAMULLAH
Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühuu..
Kuran ayı Ramazan’a yaklaşmışken Rabbimizin bize lutfettiği en büyük nimetlerden olan, tüm ilimlerin kaynağı Kelamullah’a dair bilgilerimizi tazeleyelim istedim Sevgili dostlar.
İçinde inmiş olan ayı (ramazan ayını) on bir ayın sultanı yapan, içinde inmiş olduğu günü (kadir gecesini) bin aydan hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim; ahlakında, dilinde ve hayatında olduğu insanı da şüphesiz insanlar içinde en kıymetli yapar. Nitekim Hz Aişe (r.a) annemiz, Üsve-i Hasene (en güzel örnek) olan Efendimiz (s.a.v) için: “Nebiyyi Muhterem (s.a.v)’in ahlakı Kuran idi.” buyurmuştur.
Ramazan ayında Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile Cebrail (a.s) bir araya gelerek Kuranı Kerim okudukları için sünnet olarak hem evlerde hem camilerde mukabeleler okunmaktadır. Yüzyıllardır devam eden mukabele geleneğimiz; Kuranı anlamak, okumak, yeniden kendi nefislerimizi hesaba çekmek için büyük fırsat.

Kuranı Kerim okumanın faziletlerine dair olan hadisi şeriflere gelin birlikte bakalım:
Resulullah s.a.v Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Kuran-ı Kerim, Allahu Teala hazretlerine göklerden ve yerden, göklerdeki ve yerlerdeki bütün varlıklardan, zenginliklerden, nimetlerden, her şeyden daha sevimli ve sevgilidir.” [1]
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” [2]
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir” [3]
Tabiin döneminin en önde gelen alimlerinden Hasan Basri hz, çok önemli bir tespitte bulunup, buyurmuştur ki:
“Bizden öncekiler Kuran’ı, Allah (cc)‘dan gelmiş olan bir mektup olarak bilirlerdi. Gece düşünür, gündüz onunla amel ederlerdi.
Siz ise, ondan ders okutmakla meşgul oluyorsunuz. Onun mahrecini ve irabını (gramer) düzeltiyorsunuz. Fakat onun emirleri ile amel etmeyi hafife alıyorsunuz.”
Günümüzde birçok Kuran kursunda ve hafız yetiştiren kurumlarda gördüğümüz en büyük eksiklik; Kuran’ın ahkamını öğretmeden kuru bir ezber talimi yaptırmaları. Bu nedenle ahlakına Kuran yansımamış, Kuran da yer alan emir ve yasakları bilmeyen bir grup yetişiyor. Bu nedenle çok üzülerek işittiğimiz: “Hoca-Hafız ama…….” cümleleri geliyor kulaklarımıza.
Her konuda en güzel rehberimiz olan Efendimiz (s.a.v), eğitim yolunu da göstermiştir:
Ebu Abdurrahman Es-Sülemi şöyle anlatıyor: Allah Rasülü s.a.v’in ashabından bizlere Kuranı Kerim talim eden sahabeden bir zat vardı. Bize şöyle demişti: “Biz, Peygamber (s.a.v) Efendimizden on ayet alır, bu ayetlerdeki bilgileri ve amelleri öğrenmeden diğer on ayete geçmezdik. Rasulullah s.a.v bize hem ilmi hem de ameli birlikte öğretirdi.” [4]
Gafil Kuran okuyanlar için, Efendimiz (s.a.v): “Onlar Kuran okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağıya geçmez.” buyuruyor. [5]
Muhammed suresi 24. Ayeti Kerimede Yüce Rabbimiz: “Onlar, Kuran’ı inceden inceye düşünmezler mi? Yoksa onların kalpleri üzerinde kilitler mi var?” buyuruyor.
Hz Ömer (r.a)’ın Kuran ile olan bağıda bizler için tefekkürlüktür. O; “Bakara suresini on iki senede hatmettim ve şükür için bir deve kurban ettim!” buyurmaktadır. [6]
Çünkü onun Kuran okuyuşu, sadece kelimeleri telaffuzdan ibaret bir okuyuş değildi. Bu, Ayeti Kerimelerin hikmet ve esrarını kavrayarak ve hayatına yerleştirip yaşayarak okumaktı. Kuranı gerçek mana da okumak ve ondan layıkıyla istifade etmek de ancak bu şekilde mümkündür.
Gerçek Kuran ehli, onun tilavetiyle ruhu mütelezziz olan, ahkamıyla yaşayan, ahlakıyla ahlaklanan ve hikmetiyle kamilleşendir. Bu vasıftaki Ehli Kuran için toprağa, onun cesedini yememesi emredilecektir. [7]
İmam Gazali hazretleri Kuran okumanın edeplerinden olarak; her ayetin hakkını vererek okumalıdır, buyurur.
Rasulullah s.a.v Efendimiz Kuran okumaya başlamadan önce, Euzu Besmele çekerdi. Kuran okurken azap bildiren ayetlere gelince, Allah’a (cc) sığınırdı. Rahmet ayetlerine gelince, o Rahmeti isterdi. Tesbih ayetlerine gelince, Allah’ı (cc) noksan sıfatlardan tenzih ederdi. Kuran okumayı bitirince de şöyle dua ederdi:
“Ya Rabbi! Bana Kuran ile rahmet eyle. Onu benim için bir önder, bir nur, bir hidayet ve bir rahmet kıl. Ya Rabbi! Ondan unuttuğumu bana hatırlat. Ondan bilmediğimi bana öğret. Gece gündüz beni Kuran tilaveti ile rızıklandır. Onu bana delil ve hüccet eyle ey alemlerin Rabbi!” [8]
Bizim bıkmadan usanmadan meal ile tefsir ile tefekkür ile tekrar tekrar okuyacağımız, en çok okuyacağımız; iki cihan saadetinin rehberi, Allah’ın kelamı olan Kuranı Kerimdir.
Bir gün Rasulullah s.a.v Efendimiz: “Kalpler, demirin paslandığı gibi paslanır.” buyurdu. Bunun üzerine;
“Onun cilası nedir Ey Allah’ın Rasülü?” diye sorulunca;
“Allah’ın kitabını çokça tilavet etmek ve Allah’ı çok çok zikretmektir.” cevabını verdi. (9)
Yine Allah Rasülü (s.a.v) Efendimiz: “Gözlerinize ibadetten nasibinizi veriniz!” ifadesi üzerine ashabı kiram:
“Gözlerimizin nasibi nedir Ey Allah’ın Rasülü?” dediler.
Peygamber Efendimiz s.a.v’de: “Mushafa (Kurana) bakmak, onun içindekileri düşünmek ve inceliklerden ibret almaktır” buyurdular. [10]
Başka bir hadisi şerif de:
“Kuran okuyan mümin, turunç meyvesi gibidir; onun kokusu da hoştur, tadı da. Kuran okumayan mümin, hurma gibidir; kokusu yoktur, fakat tadı hoştur. Kuran okuyan münafık, reyhana benzer; kokusu hoş, lakin tadı acıdır. Kuran okumayan münafık, ebu cehil karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi, tadı da acıdır.” (11)
Ramazanda Kuranın ve şefaat edeceği Ehli Kuran müminlerden olmak duasıyla..
Enfal, 2: “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah zikredildiği zaman yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu, onların imanını artırır ve onlar yalnız Rab’lerine tevekkül ederler.”
Emine Aydemir
Kaynaklar:
[1](Tirmizi, Fezailül Kuran, 16, r.2910; Darimi, Fezailül Kuran, 1, r.3311, 3318)
[2](Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 16)
[3](Müslim, Müsâfirîn ,252)
[4](İbni Hanbel, V, 410; Heysemi, I, 165)
[5](Buhari, Fedailül Kuran, 36)
[6] (Kurtubi, Tefsir, I, 40)
[7] Osman Nuri Topbaş
[8] Kimyayı Saadet, imam Gazali
[9](Ali el Müttaki, Kenzül ummal, II, 241)
10] (süyuti, el-Camius Sağir, I, 39)
[11](Buhari, Et’ime 30, Fedailül Kuran 17,36; Müslim, Müsafiri, 243)

