SURİYE, IRAK, İRAN, LÜBNAN… S. ARABİSTAN, PAKİSTAN, İSRAİL…
NE OLMALI?
Sorun, Osmanlı Cihan Devleti’nin zayıflamasıyla başladı. Coğrafyayı tutan büyük güç, “Hasta Adam” ilan edilip hedef hâline getirilmişti. Hâlen Osmanlı Cihan Devleti toprakları hedeftir ve paramparçadır. Dünyada Türk’e ve Osmanlı’ya düşman olanlara lütfen bakın. İstisnasız bir şekilde İngiliz + ABD kontrollüdür. “Kahrolsun Siyonizm…” sözleri de palavradır, aldatmadır.
Bakınız, Suudi Arabistan’da İngiliz ajanı, İslâm düşmanı T. E. Lawrence aleyhinde bırakın söz söylemeyi, imada dahi bulunamazsınız.

Afganistan’da “Topal Molla” lakaplı İngiliz’i düşünün. Kralı devirdi, İngiltere’ye döndü. Afganistan’ın hâli ortada…
Irak’ta Şeyh Muhammed el-Kesnîzanî ve tarikatı… Saddam Hüseyin’in ordusu ve karıları bu şeyhe bağlıydı. Sonra ABD + İngiltere orduları Irak içlerine girmiş olmasına rağmen, komutanlar hem direnmeyip hem de yanlış raporlar gönderdiklerinden Saddam, basın toplantılarında zavallı durumda ordusunun ABD birliklerini durdurduğunu söylüyordu.
Pakistan’da uzun yıllar Kanada’da yaşayıp ülkesinde darbeleri yöneten, hoca kılıklı hain Tahir-ul Kadri…
II. Abdülhamid’in veli olarak bildiği ve güvendiği Şeyh Reşit Efendi veya Raşit Ağa, gerçekte bir İngiliz ajanıydı. Bu şahsın gerçek adı Arminius Vambéry’di. 1935 yılında anılarının anlatıldığı bir kitap İngiltere’de yayımlandı. Anılarında ajan olduğunu anlattı. Türkiye’de ise 1965 yılından sonra Abdülhamid’in danışmanı Reşit Efendi’nin bir İngiliz ajanı olduğu anlaşılmıştır.

Lütfen düşününüz…
İngiliz ajanı Hempher’in Arap ayaklanmalarındaki yerini, Vehhabilik ve Selefilik oluşumu üzerindeki yaptıklarını hatırlayınız.
FETÖ ihaneti’ni herkes çok iyi biliyor. Peki FETÖ iltisaklılardan hiç pişmanlık duyan birini gördünüz mü? 15 Temmuz’da “Biz hata yaptık…” diyen birine rastladınız mı?
Yukarıdaki kötü örnekleri neden anlattık?
İslâm dünyasında hâlen bu tuzaklar devam ediyor. Şirk, millî değerleri öteleyen söz ve tutumlar; toplumu köleleştiren ve narkozlayan tarikat, cemaat ve siyasî kurumlar insanlarımızı kör etmektedir.
Özetle; bir grup ya da yapıda devlet, millî menfaatler, vatan sevgisi gibi ortak değerler yoksa; meselâ sadece din, sadece laiklik, sadece çağdaşlık, sadece Türkçülük, sadece Atatürkçülük, sadece tarikat veya cemaat vb. varsa bunlara dikkat edin… Bu gruplar kolay kanca atılacak, ayartılacak ve iş birliği yapabilecek yapılardır.
Çevre coğrafyamızdaki ülke ve halklarla ortak değerlerimiz, tarihimiz ve medeniyetimiz vardır.
Bölgede İslâm ülkeleri ve halkları olarak Suudi Arabistan ve Ürdün hariç —yani Suud ailesi ve Şerif Hüseyin avanesi hariç— hiçbir ülke bizimle savaşarak kurulmamıştır. Bölgede kurulan ilk devletlerin kurucuları Osmanlı’nın devlet adamları, memurları ve okullarından mezun kişilerdi. Hepsi Türkçe biliyorlardı. Emperyalizmin, kısaca İngiliz ve Fransız gâvurlarının başarısını düşünün…
Türk, İslâm ve çevre coğrafyamızın en yıkıcı olayı I. Dünya Savaşı’dır ve hâlen de devam etmektedir. Bölge ülkeleri ve halkları gelecek tasavvurlarını güçlü bir birliktelik üzerine inşa etmelidir. Osmanlı’da kaba kavmiyetçilik ve mikro-milliyetçilik yoktu. Aslî unsur Türk Milleti idi elbette. En büyük nüfus Türklerdi, sonra Araplar gelirdi. Osmanlı topraklarının Ukrayna’dan Habeşistan’a kadar her yerinde Türkler vardı; kimi memur, kimi asker, kimi tüccar…
Bugün Türkiye ve Büyük Türk Milleti, coğrafyamızdaki soydaş, dindaş ve akraba bilinciyle planlama yapmak zorundadır. Birlikteliğimiz en az 1100 yıldır sürmektedir. Coğrafyada birilerinin ima ettiği gibi kimse misafir değildir. Hele ki coğrafyayı 1000 yıldır koruyan ve yöneten Türk Milleti için bunu iddia etmek, sadece ahmaklık değil; art niyetli ise söyleyen alçak ve hasımdır.
Bölgemizdeki Şiî halklar, İran hariç, Osmanlı Şiası’dır. İran’da ise Şiîliği Safevî Türk Devleti tanzim etmiştir. Şiî mezhebine mensup en çok insan, dünyada Türk Milleti’ne mensuptur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Büyük Türk Milleti; ülkesinde ve çevre coğrafyada Türk–Kürt, Türkmen–Kürt vb. ayrışmaya asla müsaade edemez. Bizim tarih tezimizde Kürtler, tıpkı Kazaklar, Tatarlar, Özbekler, Türkmenler ve Uygurlar gibi bir Türk halkıdır.
Bölgede son süreçte görünen tablo; Suriye ile Türkiye’nin koordine olduğu, ABD–Suriye–İsrail’in ise anlaşmış durumda olduğudur…
Em. Yarb. Halil Mert

