Özlem GÜRBÜZ

Tarih: 05.03.2026 18:01

ÇOCUKLARIN DİLİNDE MEKKE SEVGİSİ

Facebook Twitter Linked-in

ÇOCUKLARIN DİLİNDE MEKKE SEVGİSİ

Son zamanlarda okullarda, sosyal medyada, hatta dünyanın farklı ülkelerinde yankılanan bir ilahi var: “Mekke’de Hacılar Hu der Allah…” Daha birkaç ay öncesine kadar yalnızca belirli ortamlarda duyulan bu ezgi, şimdi çocukların dilinde, öğretmenlerin etkinliklerinde, gençlerin videolarında bir akım hâline gelmiş durumda. Peki bir ilahi nasıl olur da böylesine geniş bir etki oluşturur? Sadece bir melodi mi insanları bir araya getirir, yoksa daha derin bir çağrının sesi midir bu?
Bu ilahinin yayılmasında elbette sosyal medyanın gücü var. Özellikle kısa video platformlarında çocukların topluca söyledikleri görüntüler, sınıflarda yapılan etkinlikler, farklı ülkelerden gelen paylaşımlar derken bir anda sınırlar ortadan kalktı. Türkiye’de bir ilkokul sınıfında başlayan bir coşku, Almanya’da, İngiltere’de, hatta Orta Doğu’daki okullarda karşılık buldu. Çünkü ilahiler, dili aşan bir ortak duygu taşır. İnanç, aidiyet ve birlik hissi, insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Bu ezgi de tam olarak bu ihtiyaca dokunuyor.
“Mekke’de Hacılar” ifadesi, doğrudan kutsal toprakları, yani Mekke’yi çağrıştırıyor. Hac ibadetinin merkezi olan Kâbe, Müslümanlar için yalnızca bir yapı değil; yönünü belirlediği, kalbini bağladığı bir semboldür. Çocukların bu ilahiyi söylerken hissettikleri coşku, aslında o sembole duyulan sevginin erken yaşta filizlenmesidir. Bir çocuğun “Hu der Allah” diye yüksek sesle haykırması, onun kalbinde oluşan saf bir inancın dışa vurumudur.
Bu akımın en dikkat çekici tarafı ise kuşaklar arası köprü kurmasıdır. Dedelerimizin, ninelerimizin ilahi kültürüyle büyüdüğü bir toplumda, dijital çağın çocuklarının da aynı ezgi etrafında birleşmesi oldukça anlamlıdır. Bir yanda teknolojinin hızla dönüştürdüğü bir dünya, diğer yanda değişmeyen manevi değerler… Bu ilahi, iki dünyanın ortasında bir köprü gibi duruyor. Hem geleneksel hem modern; hem eski hem yeni.
Okullarda toplu hâlde söylenmesi, çocuklara sadece bir şarkı öğretmek değildir. Bu durum, ortak bir ritimde buluşmayı, birlikte ses vermeyi, aynı duyguda birleşmeyi öğretir. Bir sınıfta yirmi çocuğun aynı anda “Allah” demesi, aslında bir dayanışma ve birlik pratiğidir. Bu birlik hissi ileride toplumsal dayanışmanın temelini oluşturur. Çünkü insan küçük yaşta neyi kalbine yerleştirirse, büyüdüğünde onu taşır.
Elbette her akım gibi bunun da eleştirilen yanları olabilir. Kimileri bunun geçici bir trend olduğunu, zamanla unutulacağını söyleyebilir. Ancak burada önemli olan süresi değil, bıraktığı izdir. Bir çocuğun kalbinde Mekke sevgisi oluştuysa, bir genç sosyal medyada eğlenirken aynı zamanda manevi bir içerikle temas ettiyse, bu zaten başlı başına bir kazanımdır. Akımlar gelir geçer; fakat insanın ruhuna dokunan şeyler kalıcıdır.
Bu ilahi aynı zamanda küresel bir bağ kurdu. Türkiye’de başlayan bir ses, dünyanın farklı coğrafyalarındaki Müslüman çocuklarla ortak bir dil oluşturdu. Farklı kültürler, farklı lehçeler ama aynı kelime: Allah. İşte bu, modern çağda nadir görülen bir birlik örneğidir. Siyasetin, ekonomik krizlerin, savaş haberlerinin gölgesinde büyüyen bir neslin, böylesine saf ve temiz bir sesle bir araya gelmesi umut vericidir.
Belki de bu akım bize şunu hatırlatıyor: İnsan ne kadar modernleşirse modernleşsin, kalbi hâlâ aynı yere dönmek ister. Kalabalık şehirlerde, hızlı akan hayatın içinde bile ruh, bir an durup huzur bulacağı bir liman arar. O liman bazen bir dua, bazen bir ezgi, bazen de çocukların hep bir ağızdan söylediği bir ilahi olur.
Sonuç olarak “Mekke’de Hacılar Hu der Allah” sadece bir melodi değil; bir hatırlayış, bir yöneliş ve bir birlik çağrısıdır. Eğer bu akım sayesinde çocuklar kutsal değerlerini sevgiyle öğreniyorsa, gençler maneviyatla temas ediyorsa ve büyükler geçmişiyle yeniden bağ kuruyorsa, bu ilahi görevini fazlasıyla yerine getirmiş demektir. Çünkü bazen en güçlü değişimler, en sade sözlerle başlar.

ÖZLEM GÜRBÜZ


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —