Ahmet SAĞLAM

Tarih: 16.01.2026 12:09

FİTIR SADAKASI

Facebook Twitter Linked-in

FİTIR SADAKASI

Bismillahirrahmanirrahîm.

Fıtır sadakası, Ramazan-ı Şerif yaklaştığı zaman en çok merak edilen konulardan biri oluyor. Bu, güzel bir hassasiyet; ancak burada bazı hususları da söylememiz gerekiyor.

Çünkü bizler çoğu zaman belirlenmiş sadaka miktarının üzerine çıkmıyor, “neyse o” deyip geçiyoruz. Oysa tayin edilmiş veya belirlenmiş bir miktarda kalmak farz değildir. Hatta imkânı olan için daha fazlasını vermek İslam’da teşvik edilmiştir. Sadakanın artması için müminler yönlendirilmiştir.

İslam, yardımı sınırlandırmamış; bilakis artırmıştır. Tayin edilen fıtır sadakası, bir insanın günlük asgarî yemek ihtiyacı esas alınarak belirlenmiştir. Ne hikmetse insanlar bu miktarı aşmamayı bir kural gibi görmektedir. Oysa bu, yardımın en alt sınırıdır.

İmkânı olan bir değil, iki versin; imkânı olmayan ise elindekinden versin. Sadakayı sınırlamayalım.

İki yüz kırk lirayı çok görüp, bir kahveye beş yüz ya da bin lira vermek nasıl bir çelişkidir? Daha nice israf örnekleri vardır; fakat sadece kahve örneğiyle bitirmek istiyorum.
AYET
“Sadakalar; kendilerini Allah yoluna adamış, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için) bilmeyen kimse onları zengin sanır. Sen onları simalarından tanırsın. İnsanlardan arsızca bir şey istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.”
(Bakara Suresi, 273)

“Allah, faizi mahveder; sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez.”
(Bakara Suresi, 276)

“Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da kefaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
(Bakara Suresi, 271)

“Şüphesiz sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ile Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlar için çok değerli bir mükâfat vardır.”
(Hadîd Suresi, 18)

HADİSLER

“İnsan ölünce, üç ameli dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlat.”
(Müslim, Vasiyyet 14)

“Güçlüyken, sıhhatin yerindeyken; cimriliğin üzerindeyken, fakir düşmekten endişe ederken ve daha zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. Bunu can boğaza gelip de ‘falana şu kadar, filana bu kadar’ demeye bırakma. Zira o mal artık mirasçılardan birinin olmuştur.”
(Buhârî, Zekât 11; Vasâyâ 17 / Müslim, Zekât 92)

“Sadaka vermek malı eksiltmez. Kul, başkalarının hatalarını bağışladıkça Allah onun şerefini artırır. Kim Allah için tevazu gösterirse, Allah da onu yükseltir.”
(Müslim, Birr 69; Tirmizî, Birr 82)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —