Ahmet KARAKAŞLI

Tarih: 27.02.2026 17:59

KİMİN TEBLİĞCİSİYİZ?

Facebook Twitter Linked-in

 

Kimin Tebliğcisiyiz?

Herkes önderinin sözlerini, davranışlarını anlatır ve onu örnek gösterir.

Günümüzde insanların farklı farklı önderleri var. Hepsi, önderinin ne kadar güzel davranışları olduğunu söyler, insanlığa yol gösterici sözlerini nakleder.

....

Bizim önderimiz kim?

Okullarda "ulu önder Atatürk" denilir. Ulu demek uluhiyyet atfetmek demek. Yani tanrısal, ilahi.

Atatürk'ü sevmek, ona minnet duymak başka bir şey onu ilah görmek başka bir şey. Bunu kişilerin vicdanına havale ediyorum.

...

Siyasal manada komunistler için Lenin, Mao, Tito ideolojik önderdi.

Hitler de, mussolini de, de gol de ülkeleri için siyasal önderdi.

Türkiye'de de Türkeş, menderes, demirel, Özal, Erbakan, Ecevit, Baykal siyasal lider ve önderdi.

Apo da ayrılıkçı Kürtler için onderdi.

....

Bir de dini liderler ve önderler vardır.

Peygamberleri önder kabul etmek, peygamberin yolunda olanların başkanlarına da lider olarak kabul etmek gerekir. Çünkü önder, yolu ilk açan, oluşturan demektir. O yıldan gidenlere başkanlık yapanlara lider denilmesi gerekir.

....

İslami literatürde, önder Peygamberimizdir. Diğerlerine halife veya imam denilir. Büyük imamlara müctehid imam, mezhep imamı gibi tanımlamalar da yapılır..

Tasavvufta ise tarikat liderlerine şeyh, temsilcilerine de tarikat halifesi denilir.

....

Ümmet için çok güzel hizmetler yapanlara da bazı sıfatlar yakışttırılmıştır. Milli şair, şeyhul tahrir, üstad, Şeyda, gavs, Bediüzzaman vb.

....

Bunların hepsi tamam da, asıl kim, ayna kim?

Bir İslami lider, imam, şeyh hepsi, herkes birer ayna vazifesi görürler. Adı olan kendileri değil, İslam'ın peygamberi, Allah'ın kitabıdır. İslam büyükleri bu dinin aynalığını, yansıtıcılığını yaparlar. Kim daha net yansıtır da onun ecri daha fazla olur.

.....

Günümüzde insanımız maalesef aşırılığa kaçıyor.

Allah'ın kelamını tebliğ edeceğine liderinin kelamını tebliğ ediyor.

Peygamberimizin sözünü aktaracağına liderinin sözünü aktarıyor.

1970 li yıllarda kartpostallar vardı. Ve herkes önemli günlerde birbirine kartpostal yollardı.

Kartpostalların üzerinde herkes önemli gördüğü şeyleri bulundururdu. Yani dindar insanlar, ayetleri, hadisleri yaşarlardı.

Bugünlerde ise şaşkınlıkla izliyorum.

Adam sevdiği, lider kabul ettiğinin sözlerini ayetmiş gibi, hadismiş gibi yazıyor, yolluyor.

Bun en çok da nurcu diye tabir ettiğimiz Bediüzzaman'ın talebesi olduklarını düşünen kişiler yapıyor. Saidi Nursi'nin yazdığı kitaplardaki sözleri

Yazıp, yazıp yolluyorlar.

Nurcular iki kola ayrılmışlardı. Biri yazıcılar, biri okuyucular.

Yazıcılar Audi nursinin yazdığı kitaplardaki sözleri, ince bir kağıda yazarlar, özel bir düzenekle alttan ışık verirler, kağıdın üstüne koydukları ince boş kağıdı da kolye olarak yazarlar, çoğaltırlardı. Her bir harfine sevap kazanacaklarını inanırlardı.

Hep düşündüm. Neden kuran ayetleri, peygamber hadisleri değil de Audi nursinin sizleri diye.

Sordum.

Kur'an iki çeşittir dedi bir risalei Nur abisi. Biri Peygamberimize gelen vahiy Kur'an-ı, diğeri de Allah'ın yarattığı mevcudattaki tabiat kuranıdır. Risale-i nurlar tabiat kuranının tefsiridir. O da Allah kelamı sayılır demişti.

Mantık buymuş yani.

...

Yazıcılar dedik, bir de okuyucular. Onlar da saidi Nursi'nin yazdığı kitapları okuyarak, ezberleyerek, anlatarak tebliğ görevlerini yaptıklarına inanıyorlar.

1980 lerde trende bir imam hatipli öğrenciyle karşılaştık. Başladı bize tebliğ etmeye. Tebliği Risale-i Nur denilen kitaplardaki sözlerdi.

Önce dinledik. Ama sonunda diğer kitapların, yolların hepsinin yanlış olduğunu sadece Risale-i Nur yolunda olanların sıratı mustakimde olduklarını söyleyince müdahale ettik.

Okuyup ezberlediği Risale-i Nur külliyatından övünerek bahsediyordu.

“Kardeşim dedim. Bak bu kadar kitabı okuyup, ezberlemişsin. Demek ki sen Zeki birisin. Bana okuduğun bir tefsir, bir hadis, bir meal kitabı söyleyebilir misin” dedim. 

“Okumadım” dedi.

O zaman sen neyin tebliğcisi oluyorsun dedim.

Evet.

Ayna olmayı bırakıp, asıl

yapılanlara itibar etmemeliyiz.

O zatlar belki böyle olmasını istemiş de olabilirler. Şeyh uçmaz, mürit uçurur misali onun takipçileri böyle aşırılıklara yönelmiş olabilirler.

Bize düşen, asılı kaybetmemek, asıldan ayrılmamaktır.

Biz Kur'an'ın tebliğcisi olmalıyız.

Biz peygamber efendimizin izini takip etmeli, onun sünnetini tebliğ etmeliyiz.

Hiç bir büyük imam, peygamber seviyesinde kabul edilemez.

Hiç bir şeyh peygamberden üstün görülemez.

Müslümanlar için bir ve tek önder vardır, o da peygamber efendimizdir.

Allah onun yolunda daim eylesin cümlemizi.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —