Şerafettin YILDIZ

Tarih: 13.02.2026 15:28

MECBURİ HİZMETTE, TEKEL OLUR MU?

Facebook Twitter Linked-in

MECBURİ HİZMETTE, TEKEL OLUR MU?
Ülkemizdeki Araç Muayenesi Sorunu;

Araç muayenesi, trafik güvenliği açısından vazgeçilmez bir uygulamadır. Kimse denetimsiz araçların trafikte dolaşmasını savunmaz. Ancak burada asıl mesele denetimin gerekliliği değil, bu denetimin hangi sistemle ve hangi anlayışla yürütüldüğüdür.
Türkiye’de araç muayene hizmeti 2007 yılındaki özelleştirme süreciyle özel bir firma tarafından yürütülmeye başlanmış ve ülke genelinde tek işletici modeli benimsenmiştir. O günden bu yana sistem teknik standartlar açısından belirli bir düzen sağlamış olabilir. Fakat aradan geçen yıllar, başka bir sorunu daha görünür kılmıştır: Mecburi bir hizmetin tekelleşmesi.
Peki, ülkemizde uygulanan tekel araç muayene sistemi, vatandaşlar açısından ne gibi sorunlara neden oluyor?
Mecburiyet + Tekel = Güç Dengesizliği
Araç muayenesi bir tercih değildir. Trafiğe çıkmanın ön koşuludur. Yani vatandaş açısından “zorunlu tüketim” niteliği taşır. Böyle bir hizmette alternatifin olmaması, doğal olarak güç dengesini hizmet sağlayıcı lehine çevirir.
Rekabetin olmadığı yerde müşteri memnuniyeti geri planda kalır. Çünkü memnun olmayan vatandaşın gidebileceği başka bir kapı yoktur. Hizmet anlayışı zamanla “müşteri odaklılık”tan uzaklaşıp “nasıl olsa mecbur” yaklaşımına dönüşebilir. Halk arasında buna bazen daha sert bir ifadeyle “kabadayılık” deniyor.
Randevu Sistemi ve Altyapı Sorunu
Teoride dijital randevu sistemi vardır. Pratikte ise özellikle yoğun dönemlerde haftalar sonrasına gün bulunabilmektedir. Muayene süresi yaklaşan bir araç sahibi için bu ciddi bir stres kaynağıdır.
Yeterli istasyon sayısı, personel kapasitesi ve teknik altyapı sağlanmadığında, zorunlu bir hizmete erişim dahi zorlaşmaktadır. Gecikmenin bedelini ise vatandaş öder; gecikme cezaları yine vatandaşa kesilir.
Sorulması gereken soru şudur: Mecburi bir kamu hizmetinde erişim sorumluluğu kime aittir?
İtiraz Mekanizmasının Yokluğu
Bir diğer önemli mesele ise verilen kararlara karşı etkili bir itiraz merciinin bulunmamasıdır. Muayene sırasında “ağır kusur” ya da “kalır” kararı verildiğinde, vatandaşın başvurabileceği bağımsız ve hızlı bir denetim mekanizması bulunmamaktadır. Aynı sistem içinde yeniden kontrol talep etmek dışında güçlü bir hukuki başvuru yolu fiilen işlememektedir.
Oysa adalet sadece doğru karar vermekle değil, kararı denetleyebilmekle mümkündür. Tekel yapı içinde hem karar verici hem uygulayıcı aynı organizasyon olduğunda, denge mekanizması zayıflar.
Kamu Hizmeti mi, İmtiyaz mı? sorunu
Araç muayenesi teknik olarak bir kamu hizmetidir. Ancak fiili uygulamada özel sektör eliyle ve tek işletici modeliyle yürütülmektedir. Bu durum, “kamu yararı” ile “ticari işletme mantığı” arasındaki çizgiyi hassas hale getirmektedir.
Dünyada birçok ülkede bu hizmet ya kamu tarafından doğrudan yürütülmekte ya da birden fazla lisanslı işletmeciye izin verilerek rekabet ortamı oluşturulmaktadır. Böylece hem standart korunmakta hem de vatandaşın alternatifi olmaktadır.
Çözüm Önerileri
Bölgesel veya ulusal ölçekte birden fazla işletmeci modeli
Ücret artışlarının şeffaf ve denetlenebilir formüle bağlanması
Bağımsız bir teknik itiraz ve devlet üst denetim kurulu oluşturulması
İstasyon ve personel kapasitesinin nüfus ve araç sayısına göre yeniden planlanması
Amaç sistemi zayıflatmak değil; adil, erişilebilir ve hesap verebilir hale getirmektir.
Sonuç olarak;
Güvenlik elbette vazgeçilmezdir. Ancak güvenlik adına kurulan bir sistem, vatandaşın karşısında sorgulanamaz ve alternatifsiz bir yapıya dönüşmemelidir.
Mecburi bir hizmette tekel, zamanla denetimi değil gücü büyütür. Oysa kamu hizmetlerinde büyümesi gereken tek şey güven olmalıdır.

Şerafettin Yıldız


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —