MUSA PEYGAMBER’İN HİKÂYESİ
“İşid imdi bir ḥikāyet iy ‘âḳil,
Mesnevî’de şöyle bulunmuş naḳil…
Bunu iden Kirdeci ‘Ali durur,
Konya’da Mevlâ’nın kulı durur.”
Kirdeci Ali
Hikâye şöyle:
Hz. Musa, bir yolculuğu esnasında bir koyun çobanına rastlar. Çobanın Allah’ı tuhaf bir şekilde şöyle zikrettiğini işitir:
“Ey yeri göğü Yaratan! Neredeysen gel, beni burada bul. Nerede olduğunu bilseydim yanına varırdım. Sana sağdığım sütten verirdim. Elini öpüp başıma koyardım.

Ey Rabbim! Dizime yatarsan elbiseni yıkayıp bitlerini temizleyeyim. Sağdığım ılık sütü sana vereyim. Çarığını dikeyim, elbiseni yamayayım. Bütün koyunlarımı sana feda edeyim. Ben seni her andığımda içim yanar.”
Çobanın Allah’a yakarışını küstahça bulan Hz. Musa, ona söylediği bu sözlerin küfür olduğunu söyler ve kendisini sertçe uyararak aklını başına almasını ister.
Çoban bu durumdan dolayı çok üzülür ve sürüsünü ardında bırakıp çöllere düşer.
Bunun üzerine Allah, Hz. Musa’ya şöyle seslenir:
“Ya Musa! Ben sana dostlarıma yakın olmanı, onları bana yaklaştırmanı söyledim; sense dostumu benden uzaklaştırdın. Biz söze değil, gönle bakarız.”
Bunun üzerine Hz. Musa, çobanın yanına giderek Allah’tan gelen güzel haberi müjdeler ve ona şöyle söyler:
“Ey çoban! Sana müjdeler olsun. Söylediklerin Allah’a hoş gelirmiş. Bundan sonra da O’na içinden nasıl gelirse öyle yakar. İster elbisesini yıkayacağını söyle, ister bitlerini temizleyeceğini; ister sağdığın sütü içireceğini de, ister yavan ayranı.”
Hikâyenin kaynaksız, asılsız veya İsrailiyat olduğunu söyleyenler için ufak bir not düşeyim: Bir anlatıda aktarılandan daha önemli olan şey, hissedilendir. Anlam için histen vazgeçmek; duyguları bir kenara bırakıp sadece hikâyeyi irdelemek, sesinin kaynağını bulmak için çok güzel öten bir kuşun boğazını kesmeye benzer. Size tavsiyem, o muhteşem ötüşe teslim olun ve bu hikâyedeki sevginin eşsizliğini bütün ruhunuzla hissedin.
Sevgi Karaman