Dr.Öğr.Üyesi.Gülçin ITIRLI ASLAN

Tarih: 24.02.2026 15:14

Oyuncağa Sarılan Maymun ve İnsanlığın Unuttuğu Şefkat

Facebook Twitter Linked-in

Oyuncağa Sarılan Maymun ve İnsanlığın Unuttuğu Şefkat

Punch adlı maymunun, kendisine uzatılan pelüş oyuncağa sıkı sıkı sarıldığı o birkaç saniyelik görüntü, dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanı aynı anda susturdu. Sosyal medyada hızla yayılan video, yalnızca “sevimli” olduğu için izlenmedi; insanlar o sahnede kendilerinden bir şey gördü. Kimi çocukluğunu, kimi kaybettiği birini, kimi de uzun zamandır dokunamadığı bir sıcaklığı.

Modern hayatın hoyrat temposunda duygularımızı çoğu zaman erteleyerek yaşıyoruz. Başarıya, hıza, performansa odaklı bir dünyada kırılganlık göstermek neredeyse kusur sayılıyor. Oysa o küçük maymunun oyuncağa sarılışında tam da bastırdığımız şey vardı: Güvende hissetme ihtiyacı. Sosyolog Zygmunt Bauman modern çağı “akışkan” olarak tanımlarken, ilişkilerin de güvenin de kalıcı olmaktan çıktığını söyler. Belki de bu yüzden, bir canlının saf ve hesapsız bir şekilde sarılması bizi derinden sarstı. Çünkü o görüntü, akışkan dünyada aradığımız sabit bir duyguyu temsil ediyordu.

Bir başka açıdan bakıldığında, o an yalnızca bir hayvan davranışı değildi; empatiyi tetikleyen güçlü bir simgeydi. Émile Durkheim toplumsal dayanışmanın, ortak duygular etrafında kenetlenmekle mümkün olduğunu vurgular. Punch’ın oyuncağa sarıldığı o an, küresel ölçekte küçük bir “duygusal birlik” yarattı. Farklı dillerden, kültürlerden insanlar aynı videonun altında aynı cümleyi yazdı: “İçim ısındı.” Bu, dijital çağın nadir ortaklıklarından biriydi.

Belki de en çarpıcı tarafı şu: Biz o sarılmada masumiyeti gördük. Şiddet görüntülerinin, savaş haberlerinin, ekonomik kaygıların arasında bir anlığına saf bir bağlanma anına tanık olduk. Erving Goffman gündelik hayatı bir sahneye benzetir; insanlar rollerini oynar der. Oysa o görüntüde rol yoktu, performans yoktu. İçgüdüsel, filtresiz bir temas vardı. Bu da bize, insan olmanın en yalın hâlini hatırlattı.

Punch’ın oyuncağa sarılması, aslında bizim sarılamadıklarımızı görünür kıldı. Belki çocukluğumuzun bir köşesinde bıraktığımız oyuncaklara, belki içimizde büyüyememiş yanımıza, belki de uzun zamandır ihmal ettiğimiz şefkat duygusuna. Bu yüzden video yalnızca izlenmedi; paylaşıldı, çoğaltıldı, üzerine cümleler kuruldu. Çünkü insanlar o anı sadece görmek değil, başkalarıyla birlikte hissetmek istedi.

Bir maymunun oyuncağa sarılması, bize insan kalmanın hâlâ mümkün olduğunu hatırlattı. Bunca karmaşanın içinde, hâlâ dokunmaya, bağ kurmaya, şefkate aç olduğumuzu gösterdi. Belki de asıl mesele Punch değildi. Asıl mesele, bizim o sarılmaya neden bu kadar ihtiyaç duyduğumuzdu.

Dr. Gülçin Itırlı Aslan


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —