Menü Aktüel Posta
Aydın BABACAN

Aydın BABACAN

Tarih: 10.03.2026 16:29

RAMAZAN BİR ÖMÜR DEMEK

Facebook Twitter Linked-in

Ramazan Bir Ömür Demek

​Ramazan-ı Şerif’in kalbine, o en kıymetli "son on güne" girdiğimiz şu günlerde, İslam geleneğinin o meşhur hakikatini yeniden hissediyoruz: "Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden azattır."
​Bu üçlü taksimat sadece bir zaman dilimi değil; aslında insanın doğumundan ölümüne dek süren o büyük hikâyesini, yani ömür serüvenini özetler. Gelin, Ramazan’ın bu duraklarına bir de insan hayatının evrelerinden bakalım.

​Bir Ömür Provası: Ramazan ve İnsan
​Ramazan’ın evreleri, insanın tekâmül basamaklarıyla muazzam bir paralellik gösterir:
​Başı Rahmet (Çocukluk): Hayatın ilk yılları, Ramazan’ın ilk günleri gibidir. Her şeye karşı taze bir ilgi, saf bir heyecan ve her yanımızı saran ilahi bir şefkat... Çocukluk, bilginin ve sevginin kalbe ilk tohumlarının ekildiği o "rahmet" dönemidir. Karakterin temelleri burada, o huzurlu iklimde atılır.
​Ortası Mağfiret (Gençlik ve Orta Yaş): Hayatın en dinamik, en fırtınalı dönemidir. Hataların yapıldığı, nefisle mücadelenin kızıştığı, pişmanlıkların telafi çabalarıyla yarıştığı duraktır. Tıpkı orucun hararetinin arttığı o orta günler gibi; insan burada hatalarından arınmak (mağfiret) ve gerçek benliğini bulmak için ter döker.
​Sonu Azatlık (İhtiyarlık ve Kemâlat): Yolun sonuna yaklaştıkça hırslar durulur, yerini bilgeliğe bırakır. Bu evre, yüklerinden kurtulmuş ve manevi bir özgürlüğe kavuşmuş insanın "kemâlat" dönemidir. Ramazan’ın son on günü de bizi dünyevi bağlardan koparıp manevi bir hürriyete, yani o büyük "azatlığa" çağırır.

​Zirvedeki İki Hazine: İtikaf ve Kadir Gecesi
​Ramazan’ın bu son düzlüğü, içinde iki büyük hazine saklar: İtikaf ve Kadir Gecesi.
​Eğer hayat bir yolculuksa itikaf, bu uzun yolda verilen mukaddes bir moladır. Modern dünyanın gürültüsünden, günahın cazibesinden kaçıp insanın kendi iç sarayına çekilmesidir. Peygamber sancağı altında bir nevi "manevi revizyon"dur. İnsanın özellikle orta yaş ve sonrasında kendini hesaba çekmesi, "huzur-u mahşerden" önce heybesini kontrol etmesidir.
​Kadir Gecesi ise bu yolculuğun varış noktası, müjdesidir. Kur’an-ı Kerim’in tabiriyle "bin aydan daha hayırlı" olan bu gece, yaklaşık 83 yıllık bir ömre tekabül eder. Yani bir ömürlük bereketi tek bir geceye sığdıran ilahi bir lütuftur. "Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır." (Kadir Suresi, 1-3)

​83 Yıllık Bir Yol Ayrımı
​Kadir Gecesi’ni idrak etmek, sadece bir geceyi uykusuz geçirmek değil; bir ömrü rıza-i ilahiyeye çevirme kararlılığıdır. O gece, 83 yıllık bir ömre bedel bir "karar anıdır." İnsanın geçmiş hatalarından tam bir dönüşle geleceğini ilahi rıza üzerine yeniden inşa edebileceği o büyük yol ayrımıdır.
​Eğer ömrümüzün "rahmet" ve "mağfiret" kısımlarını hakkıyla geçiremediysek bile, bu son on günün telafisi imkânsız bir anlamı vardır. Bir gece, koca bir ömrü kurtarabilir. Bir tövbe, tüm rotayı cennete çevirebilir.

​Netice itibarıyla;
Ramazan’ın son on günü, bir nevi hayatın "hasat" zamanıdır. İtikaf ile öze dönmek ve Kadir Gecesi ile bir ömrü bereketlendirmek elimizde. Unutmayalım ki hayatın sonu "azatlık" olacaksa, bu ancak o büyük "yol ayrımında" yönümüzü doğru tarafa çevirmekle mümkündür.
​Bir yandan bu mübarek aya veda etmenin hüzünlü burukluğu, diğer yandan bin aylık müjdeye ulaşmanın heyecanı içindeyiz. Yenisine erişir miyiz bilinmez; ancak şu an elimizde olan bu fırsatı, bu "azatlık" müjdesini hakkıyla ifa edebilmek duasıyla...

​Saygıyla, duayla.
Aydın Babacan


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —