SÖMÜRÜ DUZENİ
Yandaş ve fondaş soygunculuğunun adı Demokrasi olmamalı.
Cumhuriyet bize halk egemenliği olarak öğretildi.
Demokrasi de bize halkın kendi kendine yönetme sistemi denildi.
Bugün gerçekten öyle miyiz, düşünelim.
.....
İktidara gelenlerin etrafına keneler, bitler, sülükler sarıyor, devletin iligini, kanını emiyorlar.
Sülük dediysem, asalaklik açısından dedim. Suluk, sişene kadar emer. Bir Pire doyana kadar emer.
Bizim iktidar suluklerinin doyma sınırı yoktur. Deveyi de hamurunu da götürmekte kararlıdır.
....
Muhalefet dediğin demokrasinin olmazsa olmazı. Özgürlüklerin güvencesinin göstergesi.
Eline kalemi, mikrofonu geçiren, herşeye (iyiye de kötüye de) muhalefet ederek güce, devlete şantaj etme karşılığında mali götürür. Eskilerde muhalif olanlar malsiz, mulksuz, çulsuzluğa mahkum olurlardı. Bugünkü muhalif yazarlar ve konuşurlar maşaallah Multi milyarder oluyorlar.
En çok konuşan en çok mali götürüyor. Hepsinin yalıları, yatları, adaları, katları, lüks arabaları, yuklu dolar hesaplari var.
Kimse nerden buldun demiyor.
En çok fakirlik, açlık edebiyatı yapanlar en çok rantı kapanlar oluyor.
...
Bu soygun düzeni ne zamana kadar sürecek.
Ne zaman adil bir düzen kurulacak.
Demokrasi bu değil.
Cumhuriyet bu değil.
Hak, hukuk adalet bu değil.
Bu resmen soygun düzeni.
Hem içtekiler sömürüyorlar, hem dıştakilere somurtuyorlar.
Milli kaynakların yarışı küresel emperyalistlere aktarılıyor, kimseden çıt çıkmıyor.
Konuşması gerekenler de ülkede kalan milli kaynakların yarısını sus payı olarak kapışıyorlar. Bugün halkımız, hakettiğinin dörtte biriyle hayatını sürdürüyor. Dörtte üçü soyguncuların cebine hortumlanıyor.
....
Artık bu soygun düzenine bir son verilmeli, adil bir düzen kurulmalıdır.