Tükenmiş Kadın Sendromu: Her Şeyi Yapmak Mümkün mü?"
Sonyıllarda sık sık aynı cümleyi duyuyoruz:
“Kadın her şeyi yapar.”
“Kadın isterse her şeyi başarır.”
“Kadın hem kariyer yapar hem evi yönetir hem de dünyayı değiştirir.”
Peki gerçekten mesele bu mu?
Yoksa biraz abarttık mı?
Elbette kadın da erkek de birçok işi yapabilir. İnsan iradesi ve emeği buna yeter. Ancak hayatın gerçek düzenine baktığımızda, kadınların yükünün yalnızca “her şeyi yapabilme gücü” ile açıklanamayacak kadar ağır olduğunu görüyoruz.
Bir kız çocuğu daha küçük yaşlarda sorumlulukla tanışır.

Evini toparlamayı öğrenir, kardeşine göz kulak olur, ailesine yardım eder. Aynı zamanda eğitimini sürdürür, kendi geleceğini kurmanın hayalini taşır.
Sonra büyür, kadın olur.
Bu kez sorumlulukları daha da genişler.
Evini düzenlemek, ailesini bir arada tutmak, sofrayı kurmak, söküğü dikmek, çocukların ihtiyaçlarını düşünmek, eşinin derdini paylaşmak, akrabanın sıkıntısına koşmak… Kadın çoğu zaman yalnızca kendi hayatını değil, çevresindeki birçok insanın hayatını da taşır.
Fakat son yıllarda kadınlara başka bir mesaj daha veriliyor:
“Bunların hepsini yap, ama bununla da yetinme. Her alanda koş, her yerde ol, hiçbir şeyi kaçırma.”
İşte tam burada bir sorun ortaya çıkıyor.
Kadın her işi yapmaya çalıştığında, çoğu zaman en temel olanı yapmak için gücü kalmuyor.
Yorgunluk birikiyor, tükenmişlik başlıyor. Bugün sıkça duyduğumuz “tükenmiş kadın sendromu” biraz da bu yüzden ortaya çıkıyor.
Çünkü mesele kadının her şeyi yapabilmesi değil;
önceliklerini kaybetmemesidir.

Bir toplumun temeli yalnızca ekonomiyle ya da teknolojiyle kurulmaz. Düzen, aile içinde öğrenilir. Sabır, paylaşma, sorumluluk ve emek önce evde görülür. Çocuklar hayatın ritmini anne babalarından öğrenir.
Bugün gençler arasında hızla yayılan bağımlılıklar, dijital tuzaklar, sürekli tüketme alışkanlığı ve sabırsızlık biraz da bu düzenin kaybolmasından kaynaklanıyor. Ev içinde öğrenilmesi gereken birçok beceri artık öğretilmiyor. Emek yerine hızlı satın almak, sabretmek yerine hemen elde etmek normalleşiyor.
Oysa hayatın gerçek dengesi farklıdır.
Kadın her şeyi yapmak zorunda değildir.
Ama yaptığı şeylerin değerini ve önceliğini bilmek zorundadır.
Çünkü bir evin düzeni yalnızca temizlik ya da yemek değildir.
Bir evin düzeni; çocukların hayata hazırlanmasıdır.
Sorumluluğun öğretilmesidir.
Sabretmenin ve üretmenin görülmesidir.
Belki de artık şu soruyu yeniden sormamız gerekiyor:
Kadın her şeyi yapabilir mi?
Evet, çoğu zaman yapabilir.
Ama asıl mesele şu olmalı:
Kadın her şeyi yapmak zorunda mı?
Belki de güçlü toplumların sırrı, kadınların her işe koşmasında değil; hayatın önceliklerini birlikte koruyabilmesindedir.
Tülay Gürel
Özel Gereksinimli Bireyler Derneği Başkanı
MHP Osmangazi KAÇEP Komisyon Başkanı