YAZMAK EYLEMDİR
“Yazmak”, bana göre sessiz ama güçlü hatta aslında çok sesli bir eylemdir. Ne bağırmaya ihtiyaç duyar, nede susmaya... Kalem ile sözcüklerin var oluşudur hayatın her alanında ve her anlamında yazmak...
*
“Yazmak”, insanın sadece kelimeleri değil, düşüncelerini, duygularını ve değerlerini satırlara dökme halidir. Günlük tutmak, kişisel notlar yazmak bazen bir mektup yazmak bile insanın iç dünyasında farklı bir anlam, değişim ve dönüşüm yaratır. Her yazılan yazı, yazarının içinden doğan, içinde yaşayan bir durumun eyleme dönüşmesidir. Bu bazen aşktır, sevdadır… Bazen ayrılıktır, bazen vuslat… Bazen isyandır, bazen de kavgadır… Bazen kişisel, bazen de toplumsal bir sorundur… Bazen psikolojik bir problem, bazen de felsefi bir düşüncedir… Bazen ekonomi meselesi, bazen siyasi bazen de devlet meselesidir. Bu liste böyle uzar gider… Yaşama dair her konudur, “yazmak…”.
*
“Yazmak;” Edebiyatın içinden öykü, roman, şiir, hikâye şeklinde… Hayatın içinden makaleler, denemeler, günlükler, anılar, kişisel notlar, aforizmalar biçiminde… Her zaman hayatımızın ve kalbimizin içindedir “yazmak…”
*
“Yazmak,” sadece kelimeleri kâğıda dökmek değil; insanın içindeki dünyayı dışarıya açmasının bir yoludur. Bazen konuşamadığını ya da konuşarak bir türlü anlatamadığın şeyleri yazarak anlatır insan. Duygularını, düşüncelerini, hayallerini kalemi ile paylaşarak yazmak insanı hafifletir özgürlük hissi verir ve de ruhuna huzur verir… İnsanın dünyasına keyif katar “yazmak...”
*
“Yazmak,” insanın iç dünyasını dışa vurduğu en güçlü araçlardan biridir. Özellikle yazmak, edebiyatın kalbinde atan bir eylemdir. Kelimelerin birbirine değdiği her yerde sadece duyguları anlatmak ya da hikâyeler üretmek değil; aynı zamanda düşünceyle, toplumla, zamanla bir hesaplaşmadır. Bir anlatım biçimi olduğu kadar bir duruş biçimidir, “Yazmak,”
*
Yazmak eyleminde bir düşüncenin bilinçli olarak sıçrama hamlesi bulunmaktadır.. Edebiyat, sadece kurgu üretmekten ibaret değildir; edebiyat, bir varoluş biçimidir. Ve bu varoluşun en temel direğidir, “yazmak…”
*
“Yazmak,” insanın içinde bastırdığı veya bastırılan duygularının dışa vurulmasını sağlar ve bu durum insanın ruhsal halini iyi kılar. Özellikle stres, kaygı ve üzüntüyle başa çıkmada oldukça olumlu etkiler yaratır. Böylece insanın duygularını ifade etmesini sağlar ve terapi etkisi yaratır “yazmak…”
*
“Yazmak,” insan kendisiyle baş başa kalmasıdır. Bu süreç, insanın ne düşündüğünü, ne hissettiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu anlaması açısından çok önemlidir. İnsanda kendisini tanıma, farkına varma ve farkındalık sağlamasına yol açar “yazmak...”
*
“Yazmak,” hele ki düzenli yazmak insanın hayal gücünü geliştirir. Hikâyeler, denemeler, şiirler ya da kişisel notlar yazmak; beynin yaratıcı bölgelerini harekete geçirir. İnsanın yaratıcılığını ve üretkenliğini artırmada en önemli eylemlerden biri olarak önümüze gelir “yazmak…”
*
“Yazmak,” yaşanmışlıkların insan belleğinde daha sağlam yer etmesini sağlar. Aynı zamanda geçmişe dönük bir arşiv işlevi de görür; yıllar sonra bile dönüp bakılır, anıların ve deneyimlerin kalıcılığı sağlanır. Anıları yaşatır kısacası “yazmak…”
*
“Yazmak,” karmaşık düşünceleri sadeleştirip netleştirmenin bir yoludur. Zihnimizde dolaşan düşünceler kâğıda döküldüğünde düşünsel dağınıklık netleşir gözle görülür, el ile tutulur biçimde daha somut hale gelir. Ve düşünce beyin içinde dönen pasif bir anlatımdan çıkarak aktif bir katılıma, net bir eyleme dönüşür. Zihinsel rahatlamaya yardımcı olan ve düşünceleri düzenlemeyi sağlayan bir eylemdir “yazmak...”
*
“Yazmak,” düşünsel isyanın direnişi ve değişime ilişkin olgular ile taleplerimizin dile getirilişi ile bir eylem aracıdır. Özellikle de baskı rejimlerinde, baskı altında ki iş yaşamlarında ve diğer her türlü sosyal yaşamlarda, baskılanan, susturulmaya çalışılan seslerin en güçlü ses duyurma aracıdır “yazmak…”
*
“hömYazmak,” yazmaya başladığında çok daha iyi hissettirir insanı ve çok daha iyi tanır kendisini insan… Çünkü yazarken susmak yerine konuşur, susanlara ses olur, görmeyenlere ya da görünmeyenlere göz olur… Anlaşılmayanlara ise bir anlatım yolu olur… Bireysel olduğu kadar toplumsal bir eylemdir, yazma eylemi. Düşünceyi biçimlendirir, yön verir, karşı koyar ve dönüştürür “yazmak…”
***
“Yazmak;” bazen derinlere inilmesi gibidir, huzur verir… Bazen de derinlerden çıkılması gibidir, nefes alabilmektir… Susturulmuş seslerin rövanşıdır… Susturulma eylemlerine karşın bir müdahale eylemidir… Kalem susmazsa yalanlar hüküm süremez… Yazmak, susturulduğun yerde haykırmaktır, direnmektir… İyiden yana… Güzelden yana… Doğrudan yana…
Aşk ile
Sevda ile
Tutku ile
Yalana ve yanlışa
Baskıya zulme
DİRENMEKTİR…
***
Yazmak; görünmeyenleri görünür kılmanın, gerçekleri ortaya koymanın sanatıdır…
***
İnsanın kalbi,
Aklın aynası,
Gerçeklerin gözü,
Devletinde dilidir yazı…
Ve eyleme dönüştürür kalemden kâğıda dökülen düşünceyi,
Kalemin gücüyle, kelimelerin sesini kazımaktır, “yazmak…”
*
“Yazmak;”
Yalnızca bir anlatı değildir…
Hayata dair; Bir tutum… Bir tavır… Bir duruş… Haksızlığa karşı koyuştur.
Yalana, dolana… Vurguna, talana… Çalana çarpana… bozuk düzene… Zalimin zulmüne dur diyebilmektir.
“Yazmak;”
Milletin derdiyle dertlenebilmektir…
İyiye, güzele, haktan yana olana, sevgiyle, muhabbetle yol verebilmektir…
Öyküye, şiire, sanata, edebiyata içinde güzellikler barındıranlara değer vermektir…
“Yazmak” bir eylem aracı olmaktan öte eylemin başlı başına tam kendisidir.
“YAZMAK EYLEMDİR…”
***
“Yazmak Eylemdir” düşüncesiyle;
AKTÜEL posta ailesine ve değerli AKTÜEL POSTA okuyucularına, hayata dair eylemlerimize ilişkin satırlarda göz göze gelmek dileğiyle
MERHABA diyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
KÖŞEDEN KÖŞEYE
İsmail Balcan
17.03.2026