YOKSA SİZ HÂLÂ 3. DÜNYA SAVAŞI’NIN ÇIKMASINI MI BEKLİYORSUNUZ?
Hatayı şurada yapıyoruz: Harekete geçmek için son ve büyük tetikleyiciyi bekliyoruz. Bardağı taşıracak o son damlayı… Oysa bu bekleyiş esnasında tepkisizliğe alışıyoruz, daha doğru ifadeyle alıştırılıyoruz. Tıpkı o meşhur metaforik deneydeki kurbağa gibiyiz. Alttan yavaş yavaş verilen ateşle kaynama noktasına doğru giden suyun ılıklığında rehavet içinde yüzerken sinsice haşlandığımızı fark edemiyoruz. Oysa fark edebilsek bir küçük sıçrayış kurtuluşumuz olacak.
Tek zaafımız bu da değil. Matta’da Hz. İsa’ya atfedilen “Kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana diğer yanağınızı da çevirin.” düsturunu nasıl da yanlış anlamışız. Zayıfa gösterilmesi tavsiye edilen sabır ve anlayışı onlardan esirgeyip erk sahibi olanlara kayıtsız şartsız itaati marifet bellemişiz. Bu tavrımızla arsızın cesaretini artırarak masuma yapılan her eziyet ve haksızlığa ortak olmuşuz.
Yerli halklar yaşadıkları bölgeden sürülür, kıyıma uğratılırken (Bakınız Amerika, Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya…),
Farklı inanç, dil ve kültürlere tahammül edilmeyip toplumlar asimile edilirken (Bakınız Sovyet Rusyası, Doğu Türkistan…),
Emek ve millî varlıklar acımasızca sömürülürken (Bakınız Güney Afrika, Kenya, Nijerya, Gana, Sudan, Zimbabve, Mısır, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Singapur, Hong Kong, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Jamaika, Karayip adaları, Cezayir, Fas, Tunus, Senegal, Mali, Fildişi Sahili, Gabon, Çad, Nijer, Gine, Madagaskar, Moritanya, Vietnam, Laos, Kamboçya…),
Bütün bunların faili olan pedofil sapıkların kontrolündeki Batı, ahlak ve medeniyet çığırtkanlığı yaparak insanlığı hizaya getirmeye çalışırken biz olanca gevşekliğimizle hayatımıza devam edelim mi?
Bu sırada on binlerce insan yerinden sürülsün, ülkeler işgal edilsin, binlerce çocuk katledilsin, soykırımlar yapılsın, tecavüz ve insan onurunu ayaklar altına alan her türlü alçaklık sürdürülsün ve biz sıra bize gelene kadar sakinliğimizi sürdürelim mi?
Bitirmeden size bir sır vereyim mi? Hoşunuza gitmeyeceğini biliyorum ama o son ve büyük tetikleyici hiçbir zaman gelmeyecek. İnsanlar, bir kelebeğin kanat çırpışındaki rüzgarın okyanusun karşı kıyısında fırtına koparacak kudrete kadir olduğunu anladıklarında insanlığın belki de bütün problemleri çözüme kavuşacak. En küçük eylemin eylemsizlikten önemli olduğunu fark ettiklerinde dünyanın kurtuluşu için küçük küçük büyük adımlar atılacak. Sizi harekete geçirmesi için çok büyük, çok dehşet verici, çok sarsıcı olaylar beklemeyin. İsrail’in Gazze’de ilk hastaneyi vurduğu gecenin sabahında dünyanın ayağa kalkmasını beklemiştim. Üzerinden neredeyse üç yıl geçti. Kaç hastane, kaç okul, kaç ibadethane, kaç ev? Saymayı, takip etmeyi bıraktık. Sıkıldık, yorulduk, alıştık/alıştırıldık. Oysa bir saldırıda bir çocuğun hedef alınması tek başına en dehşet verici olay ve gelmiş geçmiş en büyük tetikleyiciydi.
Sevgi Karaman