Menü Aktüel Posta
Bülent ERTEKİN

Bülent ERTEKİN

Tarih: 12.03.2026 17:39

ZİNCİRLİ BİR KALE VE UYANAN VİCDANLAR

Facebook Twitter Linked-in

Zincirli Bir Kale ve Uyanan Vicdanlar
Bazen bir şehirde yaşarsınız ama o şehrin kalbinde atan tarihi duyamazsınız. Sokaklarından geçer, denizine bakar, rüzgârını hissedersiniz ama bir yerlerde sessizce bekleyen bir hatırayı fark etmezsiniz.
Ben de İzmir’i tanıdığımı zannediyordum.


Ta ki Celâl Öcal hocamla konuşuncaya kadar…
Meğer bu şehirde sessizce bekleyen bir hüzün varmış.
Bir kale…
Bir hatıra…
Bir emanet…


Ecdadımızdan kalan ve İzmir’in en stratejik noktalarından birinde duran Sancakkale, sanki yıllardır konuşmak istiyor ama kimse onu duymuyor gibi. Taş duvarları suskun, kapıları mahzun, hatırası ise yalnız…
Bazen tarih konuşmaz.
Sadece bekler.
Tıpkı bir dönem kapıları zincirlenmiş halde bekleyen Ayasofya Camii gibi…
Sessiz ama vakur…
Mahzun ama umutlu…
Sancakkale de bugün sanki aynı soruyu soruyor:
“Beni hatırlayacak kimse yok mu?”
Oysa biz bir milletiz ki asırlar boyunca zulme karşı ayağa kalkmış, emanete sahip çıkmayı şeref bilmişiz. Bu yüzden Peygamber Efendimizin şu hadisi yalnızca bir nasihat değil, aynı zamanda bir vicdan çağrısıdır:
“Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin.”
Bu sözler bize şunu hatırlatır:
Sessizlik bazen en büyük kayıptır.


Fakat çok şükür ki bu topraklarda vicdanı uyanık insanlar her zaman vardır. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de bazı insanlar vardır ki bir şehrin unutulan değerleri için yüreğini ortaya koyar.
Celâl Öcal bunlardan biridir.
Levent Ertekin de…
Birisi Sancakkale’nin sessizliğini bozmaya çalışırken, diğeri İzmir’in kadim hafızasında yaşayan Çaka Bey ve Gazi Umur Bey gibi tarihî şahsiyetleri yeniden hatırlatmaya çalışıyor.
Bu insanlar çoğu zaman kalabalıkların önünde yürümez.
Çünkü onlar bilir ki büyük hareketler çoğu zaman tek bir yürekle başlar.
Bir kişi çıkar yola.
Yalnızdır belki…


Ama inancı kalabalıklardan daha büyüktür.
Çünkü hizmetin büyüklüğü sayı ile ölçülmez.
Niyetle ölçülür.
Yürekle ölçülür.
Sabırla ölçülür.
Bazen bir insanın attığı küçük bir adım yıllar sonra koca bir hareketin başlangıcı olur. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Çünkü gerçek hizmet kalabalıkların alkışıyla değil, gönüllerin duasıyla büyür.
Elbette bu yolda herkes aynı şekilde yürümeyebilir.
Bazıları yorulur, bazıları geri çekilir, bazıları başka yollar seçer.
Ama gönlü bu davada olan herkes aslında aynı duayı taşır içinde.
Celâl Öcal hocamız bugün toprağa bir tohum ekti.
Belki küçük bir tohum…
Ama içinde büyük bir çınarın gölgesi saklı.
Gün gelir, o tohum filiz verir.
Gün gelir, kök salar.
Ve gün gelir o çınarın gölgesinde bir şehir yeniden kendi tarihini hatırlar.


Ben inanıyorum…
Bir gün İzmir bu kaleyi yeniden hatırlayacak.
Bir gün Sancakkale’nin sessizliği bozulacak.
Ve bir gün bu millet yine aynı kararlılıkla ayağa kalkacak.
O gün geldiğinde belki hep birlikte şu cümleyi söyleyeceğiz:
“Sancakkale’nin zincirlerini kırdık.”
Selâm ve dua ile…
Bülent Ertekin


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —